Pekin : 21 Ekim 2017 / 14:34
İstanbul'un Avcılar mevkiinde yer alan büyük liman Kumport Limanı satıldı. Cosco Pacific Fina Liman ve Kumport limanını satın aldı Cosco Pacific'in iştirakleri CMHI ve CIC Capital bir ortak girişim grubu oluşturarak, Fina liman ve Kumport'u satın aldı.

Hong Kong'lu konsorsiyumdan yapılan yazılı resmi açıklamada, Fina Holding'e 919,8 milyon dolar ödeme yapılacağı belirtildi.

Yazılı açıklamada, ilk satın almanın Fina Liman ve Kumport'un 31 Mart 2015 dahil tüm borçlarını da içerdiği ifade edildi.

Cosco Pacific tarafından yapılan açıklamada ortak girişim grubunun Kumport'un azınlık hisseleri için anlaşmanın kapanışında 20.3 milyon dolar ödeyeceği belirtildi.

Böylece Hong Konglu konsorsiyumun limanların yüzde 64'ü için toplam 940 milyon doların üzerinde bir tutar ödeyecek.

Limanda hissesi bulunan Umman Yatırım Fonu'nun liman ortaklığında Turkac ismiyle yüzde 35'ye yakın hisseye sahip olmaya devam edebileceği belirtildi.
Kaynak: Hürriyet
Forbes Dergisi en büyük 2000 şirketi açıkladı. Liste başını Çinli şirketler oluşturuyor.
Çinli şirketlerden 4 banka dünyanın da en büyükleri oldular.
Türkiye'de de Tekstil Bank'ı satın alarak Türkiye pazarına giren ICBC Bank Dünyanın en büyük şirketi olmayı başardı.
Bankacılık sektörünün yanı sıra Çinli iletişim firmaları ( China Mobile) ile enerji firmalarının ( Petro China ve Sinopec)  da ilk 25 te olması dikkat çekti.
Listenin başındaki ilk 25 şirket ise şu şekilde:
ICBC, Çin

China Construction Bank, Çin

Agricultural Bank of China, Çin

Bank of China, Çin


Berkshire Hathaway, ABD

JPMorgan Chase, ABD

Exxon Mobil, ABD

PetroChina, Çin

General Electric, ABD

Wells Fargo, ABD

Toyota, Japonya

Apple, ABD

Royal Dutch Shell, Hollanda

Volkswagen, Almanya

HSBC, İngiltere

Chevron, ABD

Wal-Mart, ABD

Samsung, Güney Kore

Citigroup, ABD

China Mobile, Çin

Allianz, Almanya

Verizon Communications, ABD

Bank of America, ABD

Sinopec, Çin

Microsoft , ABD

   Çin hisseleri, 2015’in ilk işlem gününde yükselerek geçtiğimiz sene dünyanın en iyi performans gösteren hisse senedi piyasasındaki kazançları genişletiyor. Nakliye şirketleri ve inşaat şirketleri ralli gerçekleştiriyor.

Daqin Railway Co. ve Guangshen Railway Co., en az yüzde 4.9 prim yaptı. China Vanke Co. ve Poly Real Estate Group Co. yüzde 9’dan fazla artış ile inşaat şirketlerindeki yükselişlere öncülük etti. Air China Ltd. ve China Eastern Airlines Corp., petrol fiyatlarının 5 yılın en düşüğüne gerilemesinin ardından nakliye şirketlerindeki yükselişleri hızlandırdı.

West China Securities Co. analistlerinden Wie Wei, “Boğa piyasası, fonların büyük inşaat ve nakliye şirketlerine yönelmesi ile genişliyor. Likidite hala iyi durumda” dedi.

Şanghay Bileşik Endeksi, yüzde 1.5 yükselerek yerel saat ile 09:50’de 3,281.52 puan oldu ve 5 Ocak 2010’dan bu yana en yüksek kapanışa ilerliyor. CSI 300 Endeksi yüzde 1.5 artış kaydetti. Hong Kong’da Hang Seng China Enterprises Endeksi, 2 Ocak’ta yüzde 2.2 ralli yapmasının ardından yüzde 0.3 geriledi. Hang Seng Endeksi yüzde 0.4 düşüş gösterdi.

kaynak: bloomberg

 Çin'in en önemli ihracat bölgelerinden olan Zhejiang eyaletinden bir çok üretici firmanın katıldığı Zhejiang İhraç Malları Fuarı Lütfi Kırdar'da başlıyor. Fuarda reklam ve pazarlama, kristal ve cam, ayakkabı, tekstil, aydınlatma, mobilya, çelik kasa, endüstriyel ürünler, el aletleri gibi bir çok sektör bulunuyor.
Fuara Türk Çin Kültür Derneği de Uzman Çince tercümanları ile Çince özüm ortağı olarak katkıda bulunuyor.
Fuar açılış töreni: 09 Ekim Perşembe Saat 11:00
Fuar 09 Ekim den 12 ekim pazar gününe kadar ziyaret edilebilir. 
Yer: Lütfi Kırdar Fuar ve Gösteri Merkezi ( Rumeli Salonu) Harbiye ( Cemal Rey Sergi Merkezi ve Muhsin Ertuğrul Sahnesi Yanı) 
İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre Ve Sergi Sarayı
Gümüş Cad. No:4 34367
Harbiye / İstanbul / Türkiye
T: +90 212 373 11 00 F: +90 212 224 08 78
Fuar organizasyon firması: Fiera Milano İnterteks
Fuarın Facebook Grubu için TIKLAYINIZ
Fuarın Web Sitesi için TIKLAYINIZ 

 
 China Homelife Fuarı'nın İstanbul ayağı 5-8 Haziran'da Tüyap'ta olacak. Fuara Anadolu şehirlerinden katılmak isteyenler için Otel ve fuar alanına servis sağlanacaktır. Fuara katılmak için aşağıdaki formu doldurunuz. Formu doldurduktan sonra sizin için belirlenecek olan "Fuar Danışmanı"nın telefonunu bekleyiniz. 
 

Çin’in ekonomik olarak değişimi ölçeği ve sürati bakımından olağanüstüdür. 2010’da GSYİH olarak ikinci en büyük ekonomi olma unvanını Japonya’nın elinden almış, 2011’de üretimde ABD’nin 110 yıldır işgal ettiği birinciliği kapmıştır. Kişi başına gelir 1990’da 339 dolar iken 2011’de 5.400 dolara çıkmıştır. Ekonomik büyüme sadece birkaç bölgeyle sınırlı kalmamış dalga dalga birçok eyalete yayılmıştır. Ekonomik reformlar devletin akıllı ve uzağı görebilen stratejisi ile şimdiye kadar başarılı olmuştur.
    Çin ekonomisi eskisi gibi sadece niteliksiz büyük işgücü ile basit üretim tekniklerine dayanan bir ekonomi değildir ve gün geçtikçe daha karmaşık ve değişken bir hal almaktadır. Ancak; ucuz ve yüksek ihracat (yarısından fazlası yabancı firmaların) hacmi, yüksek kalkınma hızı, iç tasarrufların büyük kısmının yatırıma dönüştürülmesi ve Yuan’ın değerinin rekabet edebilecek seviyede tutulmasını öngören temel politika değişmemiştir. Önümüzdeki on yılda değişim; yatırımların hacminden çok verimliliğine önem verilmesi, ihracata daha az bağımlı kalınması, iç tüketimin artırılması ve Yuan’ın tahvil edilebilir (çevrilgen) olması yönünde atılacak adımlara ve ekonomik önceliklere göre şekillenecektir.
    Çin ekonomisi için büyük tehlike geçmişte olduğu gibi bugün de dışarıdaki olaylara hassasiyetini artıran dış ticarete bağımlılığıdır. 1930’dan buyana yaşadığı en ciddi mali kriz ile 2007 ve 2008’de Batı pazarı hızla daralırken Çin ihracatı “kusursuz fırtına” olarak adlandırılabilecek bir durumla karşılaşmıştır.
    Çin bu büyük krize rağmen büyümesini sürdürmüştür. Bu olağan dışı başarının arkasında 2008 Kasım’ında süratle çıkarılan 580 milyar dolarlık, 2009 – 2010 yıllarını kapsayan ekonomiyi canlandırma paketi bulunmaktadır. Böylece devlet Batı’nın düşen talebini toplam üretimin üçte birine denk gelen iç tüketimi artırmak, büyük ölçekli eğitim, sağlık ve özellikle altyapı yatırımlarına yönelik kamu harcamaları ile karşılamak yolunu tercih etmiştir. Çin devleti, bunu güçlü mali yapısına ve ekonomiyi canlandırmak için önemli kaynağı harcayabilme yeteneğine dayanarak gerçekleştirmiştir.
Batı’nın borç içinde ve düşük büyüme hızındaki ekonomileri ile kısıtlı maddi olanaklara sahip devletlerinin yanında hızla büyüyen, fazla üreten Çin ekonomisi ve nakit zengini devleti bulunmaktadır. Kamuya ait Çin Bankaları devletin talimatıyla önemli miktarda krediyi oldukça uygun faiz oranlarıyla verebilmekteyken, Batı’nın mali sektörü neredeyse iflas etmiş durumdadır.
     Birçok Doğu Asya ekonomisi (Japonya hariç) 2009 sonundaki ilk şoktan çok kısa bir süre sonra kendisini toparlamış, gelişmekte olan birçok ülke özellikle Hindistan ve Brezilya 2009 ve 2010’da kısa bir düzenlemenin ardından yüksek hızda büyümeye devam etmiştir. Çin ekonomisinin canlılığını sürdürmesine 580 milyar dolarlık canlandırma paketinin yanı sıra gelişmekte olan ülkerle ticari ilişkilerinin de katkıları vardır. İhracatının yarısını gelişmekte olan ülkelere yapması ve bu ülkelerle karşılıklı bağımlılığının olumlu etkileri olmuştur.
    Canlandırma paketinin daha çok altyapı yatırımlarına dayandırılması yatırımların üretkenliği probleminin şiddetlenmesine yol açmıştır. Ekonomide halen değişim gerektiren ana konular; para politikası, yatırımların etkinliği, tüketim ve refah seviyesi, artan eşitsizlik ve çevredir. Çin devleti bu problemlerle boğuşmaktadır. Bu başlıkların çevre hariç hepsi, Batı ekonomilerinin kötü gidişiyle birlikte önem ve aciliyet kazanmıştır.
    Batı ekonomileri toparlanmakta başarısız olursa (başarısız olacakları görülüyor), Çin’in ihracat dürtüsü Batı’nın korumacılığa yönelmesine neden olacaktır. Bunun emareleri ABD’de şimdiden görülmeye başlanmıştır. Çin böylece ihracattan iç tüketime yönelmek zorunda kalacaktır. Çin’in gelecekte büyümesi yatırıma değil tüketime; teknolojik olarak gelişimi ise, sermayenin etkinliği ile işgücü üretkenliğine bağlıdır.
Çin’de siyaseti belirleyenler arasında büyük bir değişime gerek olduğuna inananların sayısı günden güne artmaktadır. Hu Jintao döneminde toplumla uyuma, sosyal adalete önem verilmiş, sosyal korumaya ağırlık veren, ihracatın önemini düşüren ve iç tüketim harcamalarını artıran ve ABD etkisini aşındırmaya çalışan politikalara yönelinmiştir. On İkinci Beş Yıllık Planı (2011-2015)’nda bu konuların aciliyet kazandığına işaret edilmiştir. Yapısal değişim ne kadar geriye bırakılırsa o kadar zor ve sancılı olacağından kısa zaman içerisinde büyük bir yapısal değişim (daha küçük büyüme hızı da dâhil) önerilmiştir.

Yazar: Gökhan BİNZAT
 

Gökhan BİNZAT

Çin’de iş yapan batılı firmalar (özellikle Alman firnaları) sadece ihracat yapmamakta aynı zamanda Çin’de üretim yapmaktadırlar. Büyük firmalar ikmal zincirleri ile birlikte küçük ölçekli işletmeleri de beraberinde götürmektedirler. Böylece küçük ölçekli işletmelerin daha düşük bir risk ile Çin’e girmeleri sağlanmaktadır.   
Batılı ülkeler aynı zamanda Çin’de ticaret odaları, iş konseyleri kurarak küçük ölçekli işletmelerin hem Çin pazarına girişlerini teşvik etmekte hem de yardımcı olmaktadırlar. Ayrıca iş fırsatları ve önemli ticari sorunlar konularında firmaların bilgilendirilmelerini sağlamaktadırlar. İngiliz hükümeti özellikle Almanların Çin’de uyguladığı modeli örnek almaktadır. 
Birleşik Krallık Ticaret ve Yatırım Dairesi (United Kingdom Trade and Investment- UKTI) Çin Britanya İş Konseyi (China-Britain Business Council-CBBC) ve Leeds Üniversitesi Uluslararası İş Merkezi (Centre for International Business University of Leeds – CIBUL) Çin’de nüfusu 1 milyonun üzerinde olan şehirlerin 35’inde yabancı yatırımlar için ticari olanaklar olduğunu tespit etmiştir. Bu şehirler Çin’in toplam nüfusunun yaklaşık % 16’sını, GSYİH’nın % 36’sını oluşturmaktadır.
Çin Ekonomi Bakanlığı Çin’in gelecekte özellikle hizmet sektöründe (mali, bilgi teknolojileri), petrokimyasallar ve ilaç sanayi alanlarında yabancı yatırımcıların rekabet edebileceklerini belirtmiştir. Ayrıca Çin’in artan enerji ihtiyaçlarına yeşil çözüm bulma arzusu ve yeşil teknolojilere ihtiyacı bulunmaktadır. 
Diğer taraftan Çin nüfusu refah seviyesi geliştikçe sağlığına daha fazla dikkat etmektedir. Ayrıca Çin tütün ürünlerini en fazla tüketen ülkedir. Ülkede 300 milyondan fazla sigara tiryakisi bulunduğu tahmin edilmektedir. Çin’de her yıl 1,2 milyon kişi sigaranın yol açtığı hastalıklardan ölmektedir.  Ne yazık ki ilaç denemeleri için gönüllü olarak yazılan hasta potansiyelinin yüksek oluşu Çin’i ilaç şirketleri için cazip hale getirmektedir.
Büyüyen nüfusu ile işlenebilir arazi stoklarının azalması da zirai biyoteknoloji araştırmasını zorunlu hale getirmiştir. Çin ekili alanlarında genetiği değiştirilmiş ürünlerin Dünyada en yoğun olduğu ülkedir. Bu nedenle zirai biyoteknoloji ve gen terapisi konularına önem verilmektedir.
İş fırsatları arasında yaratıcı endüstriler, yazılım endüstrileri ile mali hizmetleri de unutmamak gerekir.
 Birleşik Krallık Ticaret ve Yatırım Dairesi için yapılan çalışmada çekim merkezi şehirler aşağıdaki haritada gösterilmiş ve ardından bunlar da kendi aralarında derecelendirilmiştir.   İngiliz sanayi ve teknoloji birikimlerine göre hazırlanan bu çalışma referans alınabileceği gibi Çin’de iş yapacak Türk firmaları için Ekonomi Bakanlığı’nca benzer bir çalışmanın yapılmasında fayda görülmektedir.

 

(Harita ve Tablo,  China-Britain Business Council ve Center for International Business University of Leeds’in Opportunities for UK Businesses in China’s Regional Cities isimli raporundan alınmıştır)

 

Yukarıdaki 35 şehir ayrıca genel iş ortamı olarak değerlendirilmiş ve bu değerlendirmede 16 değişken hesaba katılmıştır. Endeksler hesaplanırken, ekonomik büyüklüğün rolü, dış ticaret seviyesi ve yabancı direkt yatırımların hacmi pazarın büyüklüğü, uluslararası işletmelere açık olma ve piyasa mekanizmalarına işlerlik kazandırmanın göstergeleri olarak alınmıştır. Chengdu, Foshan, Nantong, Shenyang, Zhengzhou ve Zibo şehirleri iş yapılabilecek şehirler sıralamasında en üst sırada yer almışlardır.

Genel İş Ortamı Sıralaması

 

(Tablo,  China-Britain Business Council ve Center for International Business University of Leeds’in Opportunities for UK Businesses in China’s Regional Cities isimli raporundan alınmıştır.)

 

Malum olduğu üzere, yabancı firmalar Çin’i düşük maliyetli bir üretim üssü olarak görmektedirler. Yurt içinde üretim, pazara girmek için önemli bir faktördür. Sadece ileri teknoloji ve katma değer getiren ve tedarik zincirlerini destekleyen firmalar vergiden muaf tutulmuşlardır ve işletme sübvansiyonu almaktadırlar. Bunların dışında yabancı firmalara özel bir uygulama bulunmamaktadır.
Genel iş ortamı kapsamında şehirler yukarıdaki tabloda derecelendirilmiştir. Bu şehirler pazarlama, iç pazara yönelik üretim ve ARGE konularında çekim merkezleri olarak görülebilir. Çinli tüketiciyi hedef alan firmalar yüksek dereceli bu şehirleri düşünmelidirler. Derecesi yüksek olan şehirler arasında Chengdu ve Foshan bulunmaktadır. Adı geçen şehirlerin toptan ve perakende pazarları gelişmiştir. Ayrıca orta sınıf tüketici kitlesi büyüktür.
İç piyasaya yönelik üretim ortamı özellikle; Changsha, Chengu, Dongguan, Hangzhou, Nanjing, Ningbo, Suzhou, Tianjin, Wuhan, Xiamen ve Zhengzhou’da gelişmiştir. Mevcut ve yeni oluşan ana sanayi kolları şehirden şehire değişiklik göstermekle birlikte, Changsha mühendislik ve gıda sektöründe, Changdu bilgi ve haberleşme teknolojileri ile hava uzay sanayinde ve Xiamen elektronik ve tüketim malları üretiminde öne çıkmaktadır.
 

İş Türüne Göre Çekim Merkezleri

 

(Tablo,  China-Britain Business Council ve Center for International Business University of Leeds’in Opportunities for UK Businesses in China’s Regional Cities isimli raporundan alınmıştır.)


ARGE konusunda faaliyet gösterecek firmalar için Nanjing ve Jinan şehirleri öne çıkmaktadır. ARGE için genel olarak özel araştırma bölümleri olan üniversitelerin bulunduğu şehirler düşünülmektedir.
    Genel İş Ortamı ve İş Türüne Göre Çekim Merkezlerine ilave olarak, bu 35 şehrin tüm veri ve göstergelerini bir araya getiren “Tüm Boyutlarıyla Çekim Merkezleri” listesi hazırlanmıştır. Bütün veriler dikkate alınarak yapılan bu değerlendirmede; Changchun, Nantong ve Wuxi sıralamada en yukarıdaki şehirler olarak göze çarpmaktadırlar. Her biri Yangtze Nehri deltasında bulunan bu illerde ana sanayi kolları, doğal kaynakları ve hem yerel hem de ulusal yayılım açısından ikmal zinciri yapıları çok büyük değişiklikler göstermektedir. Mesela Changchun Vladivostok veya Pyongyang’a Pekin’den daha yakındır.
    Sonuç olarak firmaların, önem kriterlerinden oluşan bir matrisi dikkate alarak Çin’e yönelik stratejilerini geliştirmeleri ve yerleşecekleri şehirleri belirlemeleri gerekmektedir.  

Her Yönüyle  Çekim Merkezleri

 

 

(Tablo,  China-Britain Business Council ve Center for International Business University of Leeds’in Opportunities for UK Businesses in China’s Regional Cities isimli raporundan alınmıştır.)
 

Kaynaklar:

[1] House of Commons Business, Innovation and Skills Comittee, Trade and Investment: China Report, 19 Temmuz 2011

[2] I.b.i.d.

[3] Shan Juan, ChinaDaily, Smoke Industry Harming Economic Health, 7 Ocak 2011

[4] China-Britain Business Council, Center for International Business University of Leeds Opportunities for UK Businesses in China’s Regional Cities, 2011

[5] I.b.i.d.

YAZAN : Gökhan BİNZAT
Siz de benim gibi maden ya da kimya mühendisliği okumadıysanız nadir ya da azrak toprak metalleri ya da elementleri ilk kez duyuyor olabilirsiniz.     Ancak son zamanlarda nadir toprak metaller oldukça önem kazanmaya başladı. Bir gazete haberinde dikkatimi çeken konu üzerinde biraz araştırma yapınca ilginç sonuçlara ulaştım. İlginizi çekebileceğini düşünerek elde ettiğim bilgileri aşağıda paylaşıyorum. Sıkılmayacağınızı umuyorum...
                                   
    Nadir toprak metaller; yerkabuğunda üç değerlikli bileşikleri bulunan, kimyasal özellikleri çok benzeşik, atom sayıları 57 - 72 arasındaki Lantanitler ile Skandiyum ve İtriyum’dan oluşan elementler grubu olarak biliniyor. 17 nadir toprak metali bulunuyor. Cetvelde sarı ile işaretli olanlar.



İsimlerinin aksine bu metaller aslında az bulunan metaller değiller. Yeryüzünde gümüş gibi yaygın olarak bulunuyorlar. Bazıları Dünya genelinde kurşundan daha fazla miktarda var. Bolca bulunmalarına rağmen, cevherlerinden özütlenmelerinin (extraction) çevreye zararlı ve pahalı olması ve güçlükle yapılması, nadir toprak metalleri olarak adlandırılmalarına neden olmuş.
    Nadir toprak metallerin çok geniş bir sahada uygulama alanı bulunuyor. Melez (hybrid) araba motorları, bilgisayar sabit diskleri, cep telefonları ve rüzgar türbinleri gibi yüksek teknoloji ürünlerinde, askeri cihaz ve silahlarda kullanılıyorlar. Askeri kullanım alanları; jet motorları, akıllı bombalar, güdümlü mermiler, lazerler, radarlar, gece görüş gözlükleri ile uydular.
    Bu 17 metalin büyük bir kısmı Çin’de üretiliyor. Çin nadir toprak metal piyasasının %97’sine, tüm Dünya rezervinin %35’ine sahip. Neredeyse tüm Dünyanın ihtiyacını karşılıyor. Nadir toprak metallerin Çin’in tekelinde olmasının nedenleri arasında; ucuz işgücü, çevreyi korumaya yönelik iç mevzuatın yetersizliği ve madenciliğinin devlet tarafından teşvik edilmesi olarak sayılabilir. Bu faktörler tabiatıyla bu metallerin çıkarılması ve üretiminde Çin’i rakipsiz üretici konumuna yükseltmiş bulunuyor.  Komünist Parti eski lideri Deng Xiaoping; “Ortadoğu’nun petrolü varsa, Çin’in nadir elementleri var” sözleriyle Çin’in avantajlı konumuna aslında 1994’te işaret etmiş iyi mi?..
     “British Geological Survey” uluslararası piyasalarda risk altında bulunan kimyasal elementlerin listesini 2011’de yayımlıyor. Nadir toprak elementlerin Çin dışında da çıkarılabildiğini; ancak çıkarılma ve özütleme maliyetlerinin piyasayı belirlediğine, Çin ile rekabet edilemediğine değiniyor.
     Bu arada, nadir toprak metal rezervleri bakımından ABD de Dünya genelinde ikinci sırada bulunuyor. Birleşik Devletler Jeolojik Etüt Dairesi (U.S. Geological Survey)’ne göre ABD’de 13 milyon metrik ton nadir toprak metali bulunuyor. Rezervler çoğunlukla batıda, California, Alaska, Wyoming gibi eyaletlerde. Maden tesislerinin Çin’e taşındığı yıllar olan 1980’lere kadar ABD, nadir toprak metallerin Dünya genelinde ana tedarikçisi olmuş. Ancak bugün nadir toprak metallerini üretemiyor.   California Madeni “A.U.S.” maden ayrıştırma ünitesi 1998 yılında kapanmış, 2002 yılında tüm üretimini durdurmuş. Akıllı bombalarda kullanılan Neodymium manyetiklerini üreten “Magnequench International Inc.”in Indiana’da bulunan fabrikası 2003 yılında üretim araçları ile birlikte Çin’e taşınmış.
    Pentagon ABD’nin savunma sanayinde Dünya nadir toprak metal rezervinin % 5’ini kullandığını iddia etse de önemli silahların üretiminde aslında Çin’e göbekten bağlı. Savunma Bakanlığı eski ticaret danışmanı Peter Leiter, Pentagon’un bu konuya inanılmaz derecede kayıtsız kaldığını ileri sürerek, Çin’in bu materyali baskı aracı olarak kullanacağının işaretlerinin çoktan geldiğini belirtmiş bile.






Çin’den ithal edilen materyaldeki azalma ABD’nin devam eden silah projelerinin yavaşlamasına da neden olmuş. M1A2 Abrams tanklarının navigasyon sistemlerinin samaryum kobalt manyetikleri, samaryum ve neodymium metali, “Northrop Grumman Corp.” tarafından imal edilen ve DDG 51 tipi muhriplerinde kullanılan melez (hybrid) elektrik tahrik sistemlerinin neodymium manyetikleri, yine DDG 51 tipi muhriplerde bulunan “General Dynamics Corp.” ve “Lockheed Martin Corp.” tarafından üretilen Aegis SPY-1 radarlarındaki samaryum kobalt manyetikleri Çin Halk Cumhuriyeti’nden tedarik ediliyor. Bu sistemlerin, 35 yıllık kullanım ömürlerini doldurmasının ardından başka sistemlerle değiştirilmeleri planlanıyor.



Ekonomik açıdan bakıldığında, ABD topraklarında bulunan madenleri kapatarak ve üretime son vererek Çin’in nadir toprak metallerin üretiminde Dünya lideri olmasına dolaylı olarak katkıda bulunduğu anlaşılıyor. Yerli üretim tesislerini satmak, madenleri kapatmak suretiyle nadir metallerin tedarikinde ithalata bağımlı hale gelmiş.
    Çin’in piyasayı tekelinde bulundurması nedeniyle nadir toprak metallerin yurt içi üretimine ve ihracatına kota koymuş, fiyatını artırmış, ayrıca ihracat vergisini % 15’ten % 25’e çıkarmıştır.
        Mevcut şartlarda ABD’nin kısa dönemli bir çözüm olarak yeni teknolojiler geliştirilene veya yeni madenler açılana kadar nadir toprak elementlerin stoklanması öngörülüyor. Japonya ve Güney Kore’nin stratejik nadir toprak metali stokları bulunuyor. Çin de 2011’den itibaren stoklamaya başlamış. ABD petrol ve helyumu ve tıbbi malzemeleri stokluyor ama nadir toprak metalleri 1998’de stoklamaktan vazgeçmiş.
    Yeni madenlerin açılmasının ardından etkinlikle işletilmeye başlatılmasının gecikmeler olmazsa 10-15 yıl sonra gerçekleşmesi bekleniyor. Bu durumda en azından 10 yıl daha Çin’in bu elementlerin üretim ve pazarlamasında tekel konumunu sürdüreceği anlaşılıyor.
   
  Nadir toprak metaller grubu ve kullanım alanları ise şöyle:
 

Atom Numarası

Sembol

Adı

Etimoloji

Kullanılma Alanları

21

Sc

Skandiyum (Scandium)

Cevherinin ilk bulunduğu yer olan Latince Scandia (Scandinavia-İskandinavya)’dan adını almaktadır

Hafif alüminyum-skandiyum alaşımı hava-uzay araçlarının aksamlarında, civa buharlı lambalarda katkı olarak kullanılmaktadır.

39

Y

İtrium

(Yttrium)

Cevherin ilk görüldüğü İsveç’in Ytterby köyünden ismini almaktadır.

İtrium - alüminyum nartaşı (YAG) lazerinde, İtrium vanadat (YVO4) evropiyumla TV kırmızı fosfor YBCO yüksek ısılı süper iletkenlerinde, İtrium demir nartaşı (YIG) mikrodalga filtrelerinde kullanılmaktadır.

57

La

Lantan (Lanthanum)

Yunanca saklı anlamına gelen “lanthanein”den ismini almaktadır.

Yüksek refraktif indeks camları, çakmaktaşı, hidrojen depolamada, pil elektrotlarında, kamera lenslerinde, petrol rafinerilerinde akışkan tezgenli parçalama birimi olarak kullanılmaktadır.

58

Ce

Seryum

(Cerium)

Roman tarım tanrıçasının adını verdiği cüce gezegen Ceres’den adını almaktadır.

Kimyasal oksitleyici etkin maddesi, parlatma tozu, cam ve seramiklere sarı renk verilmesinde, kendini temizleyen fırınlarda katalizör olarak, petrol rafinerilerinde akışkan tezgenli parçalama birimi olarak, çakmaklarda ferro seryum çakmaktaşı olarak kullanılmaktadır.

59

Pr

Praseodim (Praseodymium)

Yunanca pırasa yeşili anlamındaki "prasios" ve ikiz anlamındaki "didymos"dan adını almıştır.

Nadir toprak manyetiklerinde, lazerlerde, karbon ark ışığı hammaddesi olarak, cam ve mine renklendirilmesinde, kaynak gözlüklerinin Didmiyum camlarında katkı malzemesi olarak, ferro seryum ateş çeliği (çakmak taşı) ürünlerinde kullanılmaktadır.

60

Nd

Neodim (Neodymium)

Yunanca yeni anlamındaki "neos", ve  ikiz anlamındaki "didymos"dan adını almıştır.

Nadir toprak manyetiklerinde, lazerlerde, cama menekşe rengi verilmesinde, seramiklerde, seramik kapasitörlerde kullanılmaktadır.

61

Pm

Prometyum (Promethium)

Ölümlülere ateşi getiren Prometheus’tan adını almaktadır.

Nükleer pillerde kullanılmaktadır.

62

Sm

Samaryum

(Samarium)

Keşfini yapan Vasili Samarsky-Bykhovets’den adını almıştır.

Nadir toprak manyetiklerinde ve lazerlerde, nötron kapımında, MASER (Mikrovawe Amplification by Stimulated Emission of Radiation)’lerde kullanılmaktadır.

63

Eu

Evropiyum

(Europium)

Avrupa (Europe) kıtası adını vermiştir.

Kırmız ve mavi fosfor, lazer, civa buharlı lambalarda, Nükleer Manyetik Rezonans  (NMR) durulma etkin maddesi olarak kullanılmaktadır.

 


  1 Emily Coppel, Rare Earth Metals and U.S. National Security, 1 Şubat 2011
  2 Ivan Broadband, Voice of America, China’s Rare Earth Mineral Supply Manipulation Could Backfire, 26 Kasım 2011
  3 Emily Coppel, Rare Earth Metals and U.S. National Security, 1 Şubat 2011
  4 Peter Robison ve Gopal Ratnam, Bloomberg News, 15 Nisan 2010
  5 Peter Robison ve Gopal Ratnam, Bloomberg News, 15 Nisan 2010
  6 http://en.wikipedia.org/wiki/Rare_earth_element
 
Siz de benim gibi maden ya da kimya mühendisliği okumadıysanız nadir ya da azrak toprak metalleri ya da elementleri ilk kez duyuyor olabilirsiniz.     Ancak son zamanlarda nadir toprak metaller oldukça önem kazanmaya başladı. Bir gazete haberinde dikkatimi çeken konu üzerinde biraz araştırma yapınca ilginç sonuçlara ulaştım. İlginizi çekebileceğini düşünerek elde ettiğim bilgileri aşağıda paylaşıyorum. Sıkılmayacağınızı umuyorum...
                                  
    Nadir toprak metaller; yerkabuğunda üç değerlikli bileşikleri bulunan, kimyasal özellikleri çok benzeşik, atom sayıları 57 - 72 arasındaki Lantanitler ile Skandiyum ve İtriyum’dan oluşan elementler grubu olarak biliniyor. 17 nadir toprak metali bulunuyor. Cetvelde sarı ile işaretli olanlar.
 

Türk güneşine 600 milyon dolar yatıracaklar

Güneş paneli üretiminde dünyada önemli paya sahip olan China Sunergy (CSUN), Türkiye'de 600 milyon dolar yatırımla Avrupa'nın en büyük güneş paneli fabrikasını kuracak. Fabrikanın 3 sene içerisinde 600 megavat kapasiteye ulaşması hedefleniyor.

Gelecek yıldan itibaren Türkiye'de güneşten elektrik üretimiyle ilgili yatırımların başlayacak olması yerli ve yabancı şirketlerin sektöre olan ilgisini her geçen gün artırıyor. Güneş paneli ve güneş pili üretiminde dünyada önemli bir paya sahip olan CSUN, Akfel Grup ve Seul Enerji ortaklığıyla Türkiye'de Avrupa'nın en büyük güneş paneli fabrikasını kurma kararı aldı.

Yatırım yer tespiti için Türkiye'ye gelen CSUN yöneticisi Tanyan Huang'ı kabul eden Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, CSUN'un hücre verimliliği konusunda dünya rekorunun bulunduğunu ve dünyadaki en yüksek verimli hücreleri ürettiğini öğrendiklerini söyledi.

EPDK BAŞKANI KÖKTAŞ: GÜNEŞİMİZ KALİTELİ
Bir süre önce gerçekleşen Çin ziyareti sırasında firmayla görüştüklerini belirten Köktaş, görüşmede hem fabrika açıp hem de lisanslı ve lisanssız üretim tesisleri kurmaları için Türkiye'nin fırsatlarını anlattıklarını dile getirdi.

Yabancı yatırımcıların yerli pazarda üretim yapmasının yüksek talep, ihracat ve fiyat avantajı sunduğunu vurgulayan Köktaş, güneşinin kalitesi, elektrik talebinin hızla artması ve Avrupa ile Orta Doğu pazarına yakınlığının Türkiye'yi yatırım için öne çıkardığını kaydetti.

Mevzuata göre güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir üretim tesislerinde yerli ekipman kullanılmasının alım garantisinde fiyatı artırdığını vurgulayan Köktaş, ''Bunun yanında, 500 kilovata kadar lisanssız elektrik üretimine imkan verilmesi sayesinde arazilerde, çatılarda binlerce güneş paneli kurulacak olması da önemli. Tüm bunlar yabancı yatırımcıya cazip geliyor'' diye konuştu.

AVRUPA'YA TÜRKİYE'DEN AÇILACAKLAR
CSUN yöneticisi Tanyan Huang da Türkiye'de yatırım yapmaya oldukça önem verdiklerini belirterek, yatırımla Türkiye pazarının yanında çevre ülkeler ve özellikle Avrupa pazarını hedeflediklerini söyledi.

Sektörün entegre üretici olarak maliyet avantajlarını kullanarak piyasa fiyatlarını sektörde beklenenden çok daha kısa sürede yakalayacaklarını ifade eden Huang, ''Fabrikanın yeri konusunda karar aşamasına geldik. Belirleyeceğimiz bölgeye 600 milyon dolarlık yatırım yapacağız. Hedefimiz 3 yıl içinde 600 megavat kapasiteye ulaşmak. Enerji ihtiyacının sürekli artış göstermesi yakın gelecekte Türkiye'nin güneş enerjisi konusunda önemli bir pazar haline geleceğini gösteriyor'' dedi.

AA

Türkiye ile Çin’in bir çok açıdan benzer yanları bulunduğunu anlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’yi bir ticaret ve üretim üssü olarak belirleyerek Türkiye’nin fırsatlarından istifade etmenizi bekliyoruz” dedi.
 
 
 

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Türk ve Çinlilerin birbirine benzediğini savunarak, “Türkiye’yi bir ticaret ve üretim üssü olarak belirleyerek Türkiye’nin fırsatlarından istifade etmenizi bekliyoruz. Kapımız ardına kadar açık” dedi. Çin ziyaretinin üçüncü gününde Türkiye-Çin Ekonomik ve Ticari İşbirliği Forumu’na katılan Erdoğan şunları söyledi: “Türk ve Çin halkları, temasları yüzyıllar, hatta bin yıllar öncesine giden halklardır. Türklerin Batı’ya göç etmeleriyle, halklar arasındaki iletişim ve işbirliği kopmadı. Türkiye, bugün bile, ‘Asya minör’, yani ‘küçük Asya’ olarak isimlendirilen bir ülkedir. Türkiye, Asya’nın en batısı, Avrupa’nın en doğusudur. Asya’nın en doğusundaki Çin’le, Asya’nın en batısındaki Trükiye’nin, tarihi tecrübeye de dayanarak, bugün pek çok alanda büyük bir işbirliği potansiyeline sahip oldukları açıktır.”
 
Her açıdan benziyoruz

 
Türkiye ekonomisinin rekor büyüme oranlarını yakaladığını anlatan Erdoğan, şu bilgileri verdi: “Özellikle 2011 yılında, yüzde 8.5’lik büyüme oranıyla, dünyada Çin’den sonra ikinci sırada yer aldı. Nüfus yapılarımız da aynı şekilde benzer potansiyel barındırıyor. 1.4 milyarlık nüfusuyla, genç ve dinamik iş gücüyle Çin, Asya’nın üretim merkezi olurken, Türkiye de 75 milyon genç, dinamik nüfusuyla bölgesinde üretim için cazip bir merkeze dönüşüyor.”
 
 
 

Açığımız çok büyük
 
Türkiye ile Çin arasında yaklaşık 25 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmi bulunduğunu belirten Erdoğan, “Fakat aramızdaki ticaret hacmi böyleyken açık çok büyük. Bire dokuz açık söz konusu. Başbakan Sayın Wen Jiabao’nun 2010 yılında ülkemizi ziyareti sırasında, aramızdaki ticaret hacmini 2015’te 50 milyar dolara, 2020’de de 100 milyar dolara çıkarmayı hedef olarak belirledik” dedi.
 
 
 

Yatırım görmek istiyoruz
 
Türkiye’de yatırımların artması gerektiğini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi: “Çin ile Türkiye arasındaki bütün bu benzerliklere, coğrafi avantajlara rağmen, Türkiye’deki Çin yatırımlarının yeterli düzeyde olmadığını üzülerek müşahede ediyoruz. Çin’in, 2011 sonu itibarıyle, ülkesi dışında yaptığı 320 milyar doları aşkın doğrudan yatırımı buluyor. Buna karşılık son 10 yılda Çin’den ülkemize yapılan yatırımlar çok cüzi düzeylerde kalıyor. Çinli dostlarımızı, yatırımcıları, biz Türkiye’de çok daha fazla yatırımla görmek istiyoruz.”
 
 
 
 


Ağaoğlu, Çin’de 800 milyon dolarlık anlaşma imzaladı
 
AĞAOĞLU, 600 megavatlık rüzgar santrali geliştirme işinde türbinlerin Çin’in en büyük, dünyanın ikinci büyük türbin üreticisi Sinovel’den alınmasını öngören anlaşma imzaladı. Çin’de Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın katıldığı bir törenle imzalanan anlaşma kapsamında, türbinlerin kule, kanat ve jenaratör gibi aksamlarının Türkiye’de üretilmesi için Ağaoğlu, Sinovel’i Türkiye’ye davet etti. Ağaoğlu ile Sinovel arasında imzalanan türbin anlaşması sonucu kurulacak 600 megavatlık santrallerin toplam yatırım bedeli 800 milyon doları bulacak. Anlaşma kapsamında yapılacak santrallerin devreye girmesiyle birlikte yıllık 2 milyon kilovat saat net üretim gerçekleştirilecek. Santrallerin elektrik üretimi 700 bin kişinin sanayi, konut ve ortak aydınlatmalarda kullandığı elektrik ihtiyacını karşılayacak. Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, Sinovel ile imzalanan bu anlaşma ile 600 megavat büyüklüğündeki yatırımın türbinlerini Çinli şirketten alacaklarını söyledi. Ali Ağaoğlu, Sinovel’i üretimin bir bölümünü Türkiye’de yapmaya davet ettiklerini ve şirketin bu konuya sıcak baktığını açıkladı.
 
 
 
 

Kaynak: Hürriyet
 
 
 

Türk ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 8.2 büyüdü. Ekonominin büyüklüğü 1.2 trilyonu geçti. Kişi başına düşen milli gelir 11 bin dolar oldu.

Dünya ekonomilerinin krizde tek tek havlu attığı, Avrupa'nın dağılma aşamasına geldiği bu günlerde Türkiye ekonomisi büyüme performansıyla kıskandırıyor.
 
Türk ekonomisi son çeyrekte yüzde 8.2 büyüyerek Çin'den sonra dünyanın en hızlı büyüyen ikinci ekonomisi oldu. İlk 9 ayda ise yüzde 9.6'lık büyümeyle dünya şampiyonluğuna çıktı.
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2011'in üçüncü çeyreğinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) bir önceki yıla göre yüzde 8.2 arttı.
 
Büyümeye özel tüketimin katkısı yüzde 4.7, hanehalkı özel tüketiminin katkısı da yüzde 3.1 oldu. Türkiye ekonomisinde tüm sektörlerde büyüme gözlendi.
 
En fazla büyüyen sektörler mali aracı kuruluşların faaliyetleri (yüzde 15.8), inşaat (yüzde 10.6), ulaştırma, depolama ve haberleşme (yüzde 9.7), toptan ve perakende ticaret (yüzde 9.6) oldu.
 
8 ÇEYREKTİR BÜYÜYORUZ
 Türkiye ekonomisi son 8 çeyrektir kesintisiz büyüme gösteriyor. 2009'da üç çeyrek küçüldükten sonra başarılı performansla tekrar büyümeye geçen Türk ekonomisi 2009'un son çeyreğinden bu yana büyüyor. Ekonomi birinci çeyrekte yüzde 12, ikinci çeyrekte yüzde 8.8 büyümüştü.
 
Kişi başı milli gelir 11 bin dolara dayandı
Eylül itibarıyla son bir yılda GSYH 1 trilyon 255 milyar liraya ulaştı. Dolar cinsinden GSYH ise 784.3 milyar dolar oldu. Buna göre, son 1 yıllık dönemde kişi başına düşen milli gelir cari fiyatlarla 17 bin 21 TL, dolar cinsinden 10 bin 761 dolar olarak gerçekleşti. Son 1 yıllık dönem, 2009 yılının 4. çeyreği ile 2010 yılının 3. çeyreğini kapsayan 4 çeyreklik dönemle karşılaştırıldığında kişi başına milli gelir TL cinsinden 2 bin 636 TL, dolar cinsinden ise bin 239 dolar artış gösterdi. Hesaplamalarda TÜİK'in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Verileri çerçevesinde 2010 yılı için açıkladığı 73 milyon 722 bin 988 kişilik nüfus esas alındı.
 
Hangi sektör ne kadar büyüdü?
 Sektör.......................................3. çeyrek......9 aylık
 Tarım............................................ 4.5...........5.3
 Sanayi.......................................... 8.4............ 10
İmalat sanayisi........................... 8.9.........10.4
 Hizmet.......................................... 9.8......... 10.4
İnşaat...........................................10.6.........12.7
 Toptan ve perakende ticaret.... 9.6......... 13.6
 Ulaştırma ve haberleşme........ 9.7...........11.6
 Mali aracıların faaliyetleri......... 15.8......... 13.1
 Konut sahipliği........................... 1.4...........1.8
 Eğitim........................................... 7.8........... 5.5
 Sektörler toplamı........................ 15.9.........16.2
 Dolaylı ölçülen mali aracılık hiz... 7......... 12.9
 Gayri Safi Yurtiçi Hasıla............... 8.2...........9.6
 
 
 

Zaman Gazetesi Yazarı İbrahim Öztürk'ün Çin Hakkında yazmış olduğu yazıyı okuyabilirsiniz.
 

Çin-çağ!
 

 


Başlıktaki garipliğin farkındayım. 'Çin çağı başlıyor' demeye çalışıyorum. Sadece birazcık Çinceye uyarladım, o kadar!
 

Uluslararası kredi ve derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye'nin görünümünü pozitiften durağana çevirdi. Yani notunu düşürmedi, şimdilik izlemeye aldı denilebilir. Eteklerimiz tutuştu. Ancak Çin takmıyor bile. Bakın nasıl? Derecelendirme kuruluşlarının kontrolden çıktığı, kirlendiği, tabir yerinde ise 'sahibinin sesi' olarak davranıp not hibe ettiği cümle âleme aşikâr. Notu 'AAA plus' olup da batma noktasında gelen ülkeler ve şirketler bunu net bir şekilde ortaya koydu.
 

Orta Çağ'da kilise de benzer işlerden voleyi vuruyordu. Para karşılığında cennetten arsa satmak, parasına göre kiliseden mezar yeri seçmek, böylece kestirmeden cennete nakil yaptırmak fena halde kurumlaşmış bir pazardı. Anlayacağınız günahların affı ve cennete gitmek için çeşitli türev ürünler geliştirilmişti. Din, yargı ve kilise sermayenin emrinde idi.
 

Modern zamanlarda para ve kilise ilişkisi başka bedenlerde devam ediyor. Bu görevi adeta kredi derecelendirme kuruluşları icra ediyor. Ver parayı, bul 'dayıyı', al kredi notunu. Ama deniz bitti, kral çıplak. Avrupa ülkeleri ve ABD bu kuruluşların yanlı davrandığını ilk defa işin ucu kendilerine dokunduğunda itiraf ve kabul etti. Soruşturmalar ile sindirme operasyonu başlattılar bile. Sonuç almıyor da değiller hani!
 

Çin ise zaten bu kuruluşların meşruiyetini reddediyor. 'Kendi reytingimi kendim ölçeceğim, sıkıysa kabul etmeyin' demeye getiriyor. Evet, zaten nerde kalmıştık, 'parayı veren düdüğü çalar'. Para, ucuz emek havuzu, dev adımlarla büyüyen iç pazar gücü Çin'de. Hal böyle olunca, Türkiye gibi ülkeler söz konusu olduğunda binbir dereden su getiren, bahane üstüne bahane üreten yabancı sermaye, Çin'e kabadayılık yapamıyor.
 

İnsan hakları ihlali, emek sömürüsü, gayri insanî şartlarda cebren çalıştırma, sosyal güvence eksikliği, mülkiyet hakları üzerindeki keyfî uygulama ve müdahaleler, sermaye giriş çıkışları üzerinde denetimler... Bütün bunlar on yıllardır yılda ortalama 100 milyar doları aşan yabancı sermaye yatırımının Çin'e akmasına engel olmuyor.
 

Ancak aslında hikâye daha yeni başlıyor. Çin, Türkiye gibi cari açık verip, borçlanıp Merkez Bankası üzerinden rezerv biriktirmiyor. Harbi harbi cari fazla verip kazandığını kasasına koyuyor. Kasada 2 trilyon doları aşan bir para biriktirdi. Dış borcu da pek yok. Avrupa ise bitik. Meteliğe kurşun sıkıyor. Daha düzgün ifade edelim, Avrupa, ABD ve Japonya, Karun gibi zengin küresel şirketleri tarafından soyulup soğana çevrildi. Devletlerin şirketlere artık sözü geçmiyor. Hal böyle olunca siyasetçiler ve bürokratlar da sermayenin suyunda gidiyor, komisyonunu kazanıyor, yolsuzluk ve verimsizlik ekonomisinin parçası oluyor. Bu arada olan da halka oluyor.
 

Türkiye'de de şu anda yargının üzerine gitmeye çalıştığı 28 Şubat sürecini bir avuç siyasetçinin ya da kep ile botunun yerini rahatlıkla karıştıracak bir avuç şaşkın askerin kotarmadığını tahmin etmek zor değil. Türkiye'de 28 Şubat'ın da, Ergenekon'un da yönetim ve idare beyni sivil ve sermaye çevrelerinde aranmalıdır. Geçelim.
 

Şimdi sırf İtalya için 2012 yılında döndürülmesi gereken borç miktarı 200 milyar Euro'nun üzerinde. Buna İspanya, Yunanistan, kim bilir daha kimler de eklendiğinde, bunu kapatacak kaynak ne sözde Avrupa İstikrar Fonu'nda, ne de IMF'de var. Bunu herkes biliyor. Hele bir de büyüme cephesinde kötü haberler gelmeye devam ettikçe, işsizlik arttıkça, vergi gelirleri düştükçe, kriz bir katman daha derinleşecek. Bunu 2012 yılının ilk çeyreğinde açık açık tecrübe edeceğiz.
 

Güç artık Çin'de! Dünya, Çin'in himmetine muhtaç. Ancak Çin'in de koşulları var: Çin, Avrupa'nın kendisine karşı koyduğu tüm ticarî korumaları kaldırmasını istiyor. Türkiye bu durumda gerçekten ayvayı yer! Yine Çin Avrupa'da canının istediği teknoloji şirketini, kritik varlıkları satın almak istiyor. Engel istemiyor. Avrupa'nın devasa altyapı yatırımları da Çin'e emanet.
 

Sizce Çin tehdit mi, fırsat mı?
 
 

Tuz Gölü’nün altına inşa edilecek “doğalgaz depolama tesisi”yle ilgili ihaleyi Çinli, “Tianchen Engineering Corporation” kazandı
 
BOTAŞ, yıllardır gündemden düşmeyen Tuz Gölü’nün altına inşa edilecek “doğalgaz depolama tesisi”yle ilgili ihaleyi sonuçlandırdı. Depolama ihalesini Çinli, “Tianchen Engineering Corporation” kazandı. Tuz Gölü’nün altına, 640 milyon dolar yatırımla 1 milyar metreküplük doğalgaz depolama tesisi inşa edilecek. Tuz Gölü, Silivri’nin ardından Türkiye’nin ikinci doğalgaz deposu olacak.
 

Söz konusu yatırımla birlikte Türkiye’nin gaz depolama kapasitesi 2.1 milyar metreküpe ulaşacak. Deponun tamamlanması ile yaklaşık 1 milyar metreküplük bir depo kapasitesine ulaşılacağını kaydeden yetkililer, “Günlük en fazla 40 milyon metreküp gaz, depodan alınarak, şebekeye verilecek” diye konuştu.
 

12 KUYU İNŞA EDİLECEK
Yetkililer, proje kapsamında Aksaray’ın Sultanhanı Beldesi yakınlarında halihazırda açılmış bulunan 2 kuyu olduğuna işaret ederek şu bilgileri verdi: “Bu kuyulara ek olarak 10 kuyu daha açılacak. Toplam 12 kuyu depo olarak kullanılacak. Proje yapım çalışmaları iki aşamada gerçekleştirilecek. Her bir aşamada 630 bin m3/kavern geometrik hacminde (yaklaşık 500 milyon metreküp çalışma gazı) 6 adet kavern (depo) oluşturulacak. Depo tuz kayalarının altına inşa edilecek.”
 


 
 
 

Türkiye, bu yılın ikinci çeyreğinde dünyanın ikinci, Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu.
 
 

 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye ekonomisinin bu yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 8.8 büyüdüğünü açıkladı.
 
 

A.A muhabirinin AB istatistik kurumu Eurostat, OECD ve ilgili ülkelerin istatistik verilerine dayanarak hazırladığı habere göre, Çin, yılın ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 9,5 büyürken, Çin'i yüzde 8,8 ile Türkiye ve yüzde 8,4 büyüme oranıyla Estonya takip etti.
 
 

İkinci çeyrekte Hindistan yüzde 7,7, Şili yüzde 6,5, Endonezya yüzde 6,5, Litvanya yüzde 6,2 ve Letonya yüzde 5,7 büyüme kaydetti.
 
 

Dünyanın en büyük ekonomisi ABD aynı çeyrekte yüzde 1,5, Avrupa'nın en büyük ekonomisi Almanya ise yüzde 2,8 büyüme sağladı. Fransa ekonomisi ikinci çeyrekte yüzde 1,6, İngiltere ekonomisi yüzde 0,7 ve İtalya ekonomisi yüzde 0,8 büyüdü.
 
 

Bu yıl 11 Mart'ta meydana gelen deprem ve tsunami felaketinin ekonomideki olumsuz etkilerini üzerinden atmaya çalışan Japonya ekonomisi ilk çeyrekte olduğu gibi ikinci çeyrekte de daraldı. İlk çeyrekte yüzde 0,7 daralan dünyanın üçüncü büyük ekonomisi Japonya, ikinci çeyrekte de yüzde 0,9 küçüldü.
 
 

-AVRUPA'DA DURUM-
 
 

Hem geçen yılın son çeyreğinde hem de 2010 yılının tamamında olduğu gibi bu yılın ilk çeyreğinde Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi olan Türkiye, ikinci çeyrekte de bu unvanını korudu.
 
 

Avrupa'da Türkiye'den sonra en hızlı büyüyen ülkeler yüzde 8,4 ile Estonya, yüzde 6,2 ile Litvanya, yüzde 5,7 ile Letonya ve yüzde 5,3 ile İsveç oldu.
 
 

Bu ülkeleri sırasıyla yüzde 4,5 ile Polonya, yüzde 4,1 ile Avusturya, yüzde 3,5 ile Slovakya, yüzde 2,8 ile Almanya, yüzde 2,7 ile Finlandiya, yüzde 2,5 ile Belçika, yüzde 2,4 ile Çek Cumhuriyeti, yüzde 2 ile Bulgaristan, yüzde 1,9 ile Danimarka, yüzde 1,6 ile Fransa, yüzde 1,5 ile Hollanda, yüzde 1,4 ile Kıbrıs Rum kesimi, yüzde 1,2 ile Macaristan, yüzde 1 ile Slovenya, yüzde 0,8 ile İtalya, yüzde 0,7 ile İngiltere ve İspanya takip etti.
 
 

Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonunun (IMF) kurtarma paketlerinden yararlanan, ancak hala borç sorununun üstesinden gelmeye çalışan Yunanistan ve Portekiz ekonomileri ilk çeyrekten sonra ikinci çeyrekte de daraldı.
 
 

Yılın ilk çeyreğinde yıllık yüzde 8,1 daralan Yunanistan ekonomisi ikinci çeyrekte de yıllık yüzde 7,3 küçüldü. İlk çeyrekte yıllık yüzde 0,6 küçülen Portekiz ekonomisi, ikinci çeyrekte de yüzde 0,9 daraldı.
 
 

İkinci çeyrekte 17 üyeli Avro Bölgesi'nde büyüme yıllık yüzde 1,6 ve 27 üyeli AB'de yüzde 1,7 oldu.
 
 

-ÇİN EN HIZLI BÜYÜYEN EKONOMİ-
 
 

Gelişmekte olan ekonomilerin en hızlı büyüyen ekonomisi Çin'in, gayri safi yurtiçi hasılası (GSYH) ikinci çeyrekte yıllık yüzde 9,5 oranında büyüdü. Böylece Çin, ikinci çeyrekte dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi unvanına sahip oldu.
 
 

Geçen yıl Japonya'yı geçerek dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin'in GSYH'si ilk çeyrekte de yüzde 9,7 artmıştı.
 
 

Çin geçen yıl yüzde 10,3 büyümüştü.
 
 

Asya'da Çin'i, Asya'nın üçüncü büyük ekonomisi Hindistan takip etti. İlk çeyrekte GSYH'si yüzde 7,8 büyüyen Hindistan, ikinci çeyrekte yüzde 7,7 oranında büyüme kaydetti.
 
 

Bu iki ülkeden sonra en hızlı büyüyen ekonomiler Şili ve Endonezya oldu.
 
 

Yılın ilk çeyreğinde yüzde 9,9 büyüme oranını yakalayan Şili'nin, ikinci çeyrek GSYH büyümesi yıllık yüzde 6,5 olarak kaydedildi.
 
 

Güneydoğu Asya ülkesi Endonezya ilk çeyrekte olduğu gibi ikinci çeyrekte de yüzde 6,5 büyüme oranını yakaladı.
 
 

Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi Brezilya'nın ikinci çeyrek büyümesi yüzde 3,1 olarak kaydedildi. Brezilya bu yıl ilk çeyrekte yüzde 4,1 büyüme sağlamıştı.
 
 

Asya'nın dördüncü büyük ekonomisi Güney Kore, ilk çeyrekte yüzde 4,2 büyüdükten sonra ikinci çeyrek büyümesi yüzde 3,4 olarak kaydedildi.
 
 

Bu yıl ilk çeyrekte yüzde 4,4 büyüyen Amerika kıtasının önde gelen ekonomilerinden Meksika, ikinci çeyrekte ise yüzde 3,3 büyüdü.
 
 

Gelişmekte olan ülkelerden Güney Afrika ikinci çeyrekte yüzde 1,3 büyüdü. Bu ülkenin ilk çeyrek büyümesi yüzde 3,7 olarak kayıtlara geçmişti.
 
 

Avustralya ekonomisi de yılın ikinci çeyreğinde yüzde 1,4 büyüdü. Avustralya'nın ilk çeyrekteki büyüme oranı yüzde 1 olmuştu.
 
 

G-20 üyesi ülkelerden Rusya'nın GSYH'si ilk çeyrekte yüzde 4,1 büyürken, ikinci çeyrekte bu oran yüzde 3,4 olarak belirlendi.
G-7 üyesi Kanada ilk çeyrekte yüzde 2,9 ve ikinci çeyrekte yüzde 2,2 büyüme kaydetti.
 
 

Forbes Dergisi'nin yaptığı ''Çin'in En Zengin 400'' sıralamasına göre, dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin'deki milyarder sayısı bu yıl yüzde 14 oranında artarak 128'den 146'ya yükseldi.
 Çinli 400 zenginin toplam sermayesi, geçen yıl yüzde 8 artarak 423,2 milyar dolardan 459 milyar dolara çıktı. Bu rakam Çin'in geçen yılki toplam gayrisafi yurtiçi hasılasında (GSYH) görülen artışın yalnızca yüzde 10 altında bulunuyor.
 Derginin Şanghay Bürosunun Müdürü Russell Flannery yaptığı açıklamada, borsalarda görülen düşüşlere rağmen ülkedeki zengin sayısının arttığına dikkat çekti.
 Forbes'ın hazırladığı listenin ilk sırasında inşaat makineleri üreten Sany Heavy Industry şirketinin kurucusu Liang Wengen yer alıyor. Geçen yılki listenin üçüncü sırasında bulunan 54 yaşındaki Wengen'in sermayesi, bu yıl 5,9 milyar dolardan 9,3 milyar dolara yükseldi.
 Listenin ikinci sırasındainternetarama motoru Baidu'nun sahibi Robin Li yer alıyor. Li'nin sermayesinin 7,2 milyar dolardan 9,2 milyar dolara çıktığı belirtiliyor.
 Çin'in en zengin üçüncü kişisi ise 6,8 milyar dolar değerindeki sermayesi ile Liu Yongxing.
KAYNAK: AA
 
 
 
Garanti Bankası, Çin Halk Cumhuriyeti'nin para birimi yuan ile bankacılık işlemleri yapmaya başladı
 
Garanti Bankası'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, bu hizmet kapsamında Garanti müşterileri, yuan para birimi üzerinden hesap açabilecek, yurt dışına havale gerçekleştirebilecek, ithalat-ihracat işlemleri yapabilecek ve yuan cinsinden kredi kullanabilecek.
Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Nafiz Karadere, Çin'le ticaretin ve iki ülke arasındaki finansal hareketlerin gelişmesi açısından önemli bir adım atarak, bu ülkeyle ticaret yapan müşterilerine yeni bir seçenek daha sunduklarını kaydetti.
Kaynak:Habertürk
 
 
 

Güneş paneli üreticisi Çin merkezli China Electric Equipment Group (CEEG), Türkiye'deki fırsatları kolluyor. Türkiye pazarına yabancı bir ortakla girmek için görüşmelere başlayan şirket, yenilenebilir enerjideki tecrübelerini Türkiye'ye aktarmak istiyor.
 
Şirketin Satış ve Pazarlama Direktörü Egemen Seymen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, CEEG'in dünyanın en büyük 5 güneş paneli üreticisinden biri olduğunu belirterek, 6 binden fazla çalışanı bulunan şirketin, bu yılki üretim hedefinin 1GW'ın üzerinde olduğunu bildirdi.

CEEG olarak Avrupa'da pek çok projeye destek verdiklerini, panel üretiminin yanı sıra anahtar teslim çözümler sunduklarını, güneş enerjisi santralleri kurduklarını anlatan Seymen, yüksek kapasiteli santral kurulumları, çatı uygulamaları ve bina kaplama sistemleri ile şehirlerin, fabrikaların ve binaların kendi elektriklerini üretmelerine olanak sağladıklarını, şu anda Nanjing tren istasyonunun çatısına yaptıkları uygulamanın 10 MW kapasitesi ile dünyanın en büyük çatı uygulaması olduğunu söyledi.

CEEG ürünlerinin, projelerde yer alabilmesi için Avrupa'nın bir çok uluslararası bankası tarafından onaylandığını belirten Seymen, şunları kaydetti:

''Bu alanda dünyada önde giden Avrupa'ya baktığımızda kurulu güneş enerjisi kapasitesi 30 GW seviyelerinde. Özellikle İtalya'da tarife oranlarının değişmesi ve yenilenebilir enerjide devlet teşviklerinin bulunması İtalya'daki güneş enerji kurulu kapasitesinin çok kısa sürede 3 GW seviyelerine çıkmasını sağladı. 2020 yılına kadar bu rakamın İtalya için 8GW'ı bulmasını öngörüyoruz. Şu anda dünyanın en önemli güneş enerjisi pazarı olan İtalya'da pazar lideriyiz. Yunanistan'da bile bu alanda çok ciddi adımlar atıldı, özellikle adaların elektriğini güneş enerjisinden üretilmeye başlandı. Avrupa'nın en iyi güneşlenmesine sahip ülkelerinden birisi olan Türkiye'nin ise bu alanda çok gerilerde kalması, mevcut kurulu kapasitenin 3 MW bile olmaması çok üzücüydü. Yeni açıklanan tarife oranlarında fiyatların son anda avrodan dolara çekilmesi memnuniyetsizlik yaratmış olsa da en azından başlangıç yapılmış olması açısından sevindirici bir gelişme. Yine de sektörün gelişmesi ve hızlanması için tarife oranları kilit faktör konumunda kalıyor.''

Türkiye'de açıklanan oranların Avrupa'daki tarifelerin çok gerisinde kaldığına dikkati çeken Seymen, güney kesimlere kurulacak güneş santrallerinden elde edilecek enerji miktarının ise Avrupa'nın bir çok ülkesinden çok daha fazla olacağının altını çizdi.

Yatırımcı açısından bakıldığında yatırımların geri dönüşlerinin çok önemli olduğunu ifade eden Seymen, yasayla açıklanan 13,3 dolar cent rakamlarının yatırımcıyı tatmin edip etmeyeceğini yapılacak yatırım hızlarının göstereceğini söyledi.

Güneş enerjisinin avantajlarının diğer kaynaklara göre çok fazla olduğunu ifade eden Seymen, şunları anlattı:

''Bir hidro elektrik santralini inşa etmek en az 3 yıl sürüyor veya rüzgar santralleri sadece belirli bölgelerde verimli olarak uygulanabiliyor. Güneş enerjisi hem kurulum kolaylığı hem de daha düşük inşaat maliyetleriyle çok daha avantajlı konuma geçiyor. Üstelik kapalı, yağmurlu havalarda bile enerji üretebiliyor. Enerjideki dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak için yenilenebilir enerji, ülkeler açısından çok büyük fırsatlar sunuyor. Çevrenin korunmasına yardımcı olan ve karbondioksit (CO2) salımını ciddi ölçüde azaltan bu tesislere çok ihtiyacımız olduğu aşikar ve bu alanda yapılacak yatırımların ülkemiz için büyük kazanımlar oluşturacağına eminim.''

Seymen, dünyanın bir çok ülkesindeki tecrübelerini Türkiye'ye de uygulamak istediklerini vurgulayarak, pazarda hem panel satışlarıyla hem de enerji firmalarıyla yapacakları işbirlikleri sonucunda kurulacak güneş santrallerinde lider olmak istedikleri söyledi. Seymen, ''Güneş enerjisine yatırım yapmak isteyen enerji firmalarıyla görüşme halindeyiz. Ayrıca kendi elektriğini üretmek isteyen fabrikalardan da teklifler alıyoruz'' dedi.

-STADYUMLARA GÜNEŞ PANELİ UYGULAMASI...-

Türkiye için belirledikleri hedeflere 2012-2013 yıllarında ulaşabileceklerini belirten Seymen, o dönem için hazırlıklarına şimdiden başladıklarını, buna yönelik yabancı şirketlerle de görüştüklerini bildirdi.

Egemen Seymen, ayrıca CEEG'in önümüzdeki günlerde Türkiye'den bir enerji firmasıyla 2013 sonuna kadar 100 MW solar santral kurulumu ve çatı uygulamaları konusunda stratejik ortaklık anlaşması imzalamayı planladığını, firma ile karşılıklı görüşmelerin devam ettiğini söyledi.

CEEG'in dünyadaki stad uygulamalarına da örnekler veren Seymen, uygulamanın sadece stadın değil çevresindeki yerleşim yerlerinin de elektriğini karşılayabildiğini söyledi. Avrupa'da yeni yapılan stadyumların artık güneş panelleriyle kaplandığına dikkat çeken Seymen, ülkemizdeki stadyumlar için de böyle bir uygulamanın yapılabileceğini belirterek, bunun için özellikle yeni yapılan stadyumları eko-stadyuma çevirmek için görüşmelerde bulunacaklarını anlattı.

Kaynak: Zaman
 
 


 
 
 
 
 
 
 
 

Çin 2010 yılında Japonya'yı geride bırakarak, ABD'nin ardından dünyanın ikinci büyük ekonomisi oldu.
 
Japonya ekonomisi, Çin'in yıllık yüzde 9.8 büyüdüğü dördüncü çeyrekte yüzde 1.1 daraldı. Böylece ülke ekonomisi beş çeyrek aranın ardından daralmış oldu. Ancak uzmanlar, bunun geçici bir durum olduğunu ve Japon ekonomisinin bu yılın ilk çeyreğinde büyüyeceğini tahmin ediyor.
 
Çin, bu dönemde imalatta patlama yaşarken, Japonya ihracattaki ve tüketici talebindeki düşüşten olumsuz etkilendi.
 
Bu verilerin ardından Japon ekonomisinin büyüklüğü 5.47 trilyon dolar, Çin ekonomisinin büyüklüğü ise 5.88 trilyon dolar oldu. İki ülke arasındaki büyüklük farkı 410 milyar doları buldu.
 
İki ülkenin toplamı da 14.6 trilyon dolarlık büyüklüğe sahip olan ABD'nin altında bulunuyor.
  
EN GEÇ 2030'DA DÜNYANIN EN BÜYÜĞÜ
Mevcut büyüme oranları göz önünde bulundurulduğunda, ilk senaryoya göre gelecek 10 yıl içinde, ikinci senaryoya göre ise 2020-2030 yılları arasında Çin'in ABD ekonomisini de geçerek dünyanın en büyük ekonomisi olması bekleniyor.
 
ÇİN EN BÜYÜK OTOMOTİV PAZARI
Çin şu an dünyanın en büyük otomobil pazarı ve enerji tüketicisi. Japonya'nın en büyük ticaret partneri olan Çin'in önemi, Sony, Honda ve Toyota gibi ihracatçı firmaların gözünde daha da artıyor.
 
Japon Yeni, diğer para birimleri karşısında güçleniyor. Son olarak dolar karşısında son 15 yılın en yüksek seviyesine kadar çıktı. Yendeki güçlenme, Japonya mallarına olan dış talebe zarar veriyor.

 

ntvmsnbc


 
 
 

Çin ekonomik krize meydan okuyor. Dünyanın neredeyse tamamı ekonomik daralma yaşarken Çin büyümeye devam ediyor. 2011 yılının ilk çeyreğinde büyüme hızı %6 olan Çin'in yılın ikinci çeyreğinde ise büyüme hızı %7.9'a yükselerek hız kazandı.
 

 
 
 
 
 
 

Dünyanın en büyük fuarlarından olan Çin İhraç Malları Fuarı'nın 110. su düzenleniyor. Kanton fuarı olarakta bilinen bu fuarda her sektörden Çinli firmalar ürünlerini tanıttıyorlar.

Yılda iki kere düzenlenen Kanton fuarının ismi düzenlendiği bölgenin adı olan Guangdong'dan geliyor.

Fuara sektöründeki gelişmeleri yakından takip etmek isteyen Türk firmaları da yoğun ilgi gösteriyorlar. Çin fuarcılığının ülkemizdeki sektör öncüsü konumundaki Çin vizesi yetkili turizm acentası Ligarba Turizm'in yolcuları ise İşadamının Çince El Kitabına ve CD sine ücretsiz bir şekilde sahip olabiliyorlar. Çin Eğitim Hizmetleri yayınlarından olan bu kitabı aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz. 

Kanton Fuarının Fotoğrafları İçin Tıklayınız...


 
 
 
 

 
 
 
 

 
 
 
 

 
Kanton Fuarının Bilgileri İçin Tıklayınız..


İşadamının Çince El Kitabı İçin Tıklayınız...


 
 
 
 
 
 
 

Çin vizesi