Pekin : 19 Ağustos 2017 / 14:27

 
Mozart'ın ölümsüz eseri Saraydan Kız Kaçırma Çin'de Türk Kültür Yılı etkinlikleri kapsamında Pekin'de sahneye koyuldu.  Dünyaca ünlü Pekin Ulusal Opera Salonunda sahnelenen Operayı Çinli ve Türk sanatseverlerin yanı sıra Çin'de bulunan başta Almanlar olmak üzere bir  çok farklı ülke vatandaşı izledi. Oyuna ilgi oldukça fazlaydı.
Oyunda zaman zaman kullanılan Çince cümleler izleyiciler tarafından alkışlarla karşılandı. İzleyicilerin yoğun alkışı dolayısı ile selam bölümü uzun sürdü.

Opera’da işbirliği anlaşması; Türk Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Prof. Rengim Gökmen ile Çin Ulusal Sahne Sanatları Merkezi Başkanı Dr. Jingmao Yang arasında 3 yıl süre ile devam edecek olan bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma gereği iki ülke opera faaliyetleri karşılıklı olarak sanatçı ve oyun değişimi yapılacak.

Çin’de Türk Kültür yılı 21 Mart’ta Pekin’de,  25 Mart’ta da Shanghai’da yapılan açılış gösterileri ile başladı.

Galadan bir gün önce ise T.C. Pekin Büyükelçiliği’nde Kültür  Yılı Kokteyli düzenlendi. Katılımın oldukça fazla olduğu Kokteylde başta T.C. Pekin Büyükelçisi Sayın, Murat Selim ESENLİ olmak üzere Büyükelçilik yetkilileri misafirleri ile tek tek ilgilendiler. Kokteyl’de Kültür ve Turizm Bakanı Sayın, Ömer ÇELİK “Çin’deki Türk Kültür Yılı’nın” önemi ve etkinliklerden duyduğu memnuniyeti anlattı.  Ayrıca etkinliklerin düzenlenmesinde göstermiş oldukları üstün gayretleri dolayısı ile Sayın Büyükelçi’ye  ve Pekin Kültür Ataşesi Sayın İlknur YİĞİT’e teşekkür etti.

Pekin ve Shanghai’ın tarihi günlere tanıklık ettiği bu sıralarda Türk Kültür Yılı açılış programlarına Çinliler yoğun ilgi gösterdiler. Program içeriği kadar genel organizasyonlardaki başarılı çalışmalar davetlilerin takdirini topladı.  Programlardan sonra davetliler  uzun bir süre salon girişindeki Türkiye turistik görseli önünde fotoğraf çektirdiler.  

Gala’dan  satırbaşları;
Pekin’deki Galaya katılan Kültür ve Turizm Bakanı Ömer ÇELİK yaptığı açılış konuşmasında; Kültürün bir duruşa dönüşürse gerçekleşeceğini söyleyen Bakan Çelik, aksi halde külütürün bir sembol olarak kalacağını belirtti. Bakan Çelik ayrıca,  “Çin’de Türk Kültür Yılı” etkinlikleri çerçevesinde Doğu ve Batı kültürünün bir sentezi olan Türk Kültürü’nü Çinlilere tanıtılacağını ve bundan keyif duyacağımızı söyledi. Bu etkinliklerin iki ülkenin ilişkilerine katkıda bulunacağını da ekleyen Çelik Pekin’de bir Türk Kültür Merkezi açılacağının da müjdesini verdi. Türk Kültür Yılı etkinliklerine büyük önem verdiklerini belirten Bakan Çelik binlerce yıllık bir maziye sahip olan iki kültürün tanışmasından duyduğu memnuniyeti de dile getirdi. Bakan Çelik yaptığı konuşmasında Çinli mevkidaşı Sayın Cai Wu’ya da teşekkürlerini bildirdi.

140 Kişilik Dev Sanatçı Kadrosu;
“Çin’de Türk Kültür Yılı” açılış programında Türkiye’den Çin’e gelen 140 kişilik dev kadro sergiledikleri birbirinden güzel gösterilerle izleyicileri hayran bıraktılar. 45 Kişilik Klasik müzik orkestrasına 20 kişilik bir koro eşlik etti.  Birbirinden güzel dansları ise 32 kişilik bir dansçı grubu sergilediler. “Yarkın Ritim Grubu”nun  performansları ise gösteride büyük alkış topladı. Gösterinin en dikkat çeken gruplarından biri de Göksel Baktagir ( Kanun ) , Yurdal Tokcan ( Ud),  Emrullah Şengüller ( Çello ), Tuna Coşkun ( Violin ), Bülent Elmas ( Perküsyon ), Oray Yay ( Perküsyon ) , Selim Güler ( Klasik Kemençe ) , Eyyüp Hamiş ( Flüt / Ney/ zurna ) gibi usta isimleri barındıran Klasik Türk Müziği Topluluğu’ydu. Programda Özlem Taner, Demet Tuğcu, Kevork Tavityan,  Tuncay Kurtoğlu solo şarkılar seslendirdiler. Barış Güney bağlaması ile Kıvanç Fındıklı ise Klarinet ile solo parçalar çaldılar.  Türk sanatçıların yanı sıra Çinli Taiji Chuan Masterı , Gu qin, Harp ve Erhu Sanatçıları da performans sergilerdiler.


"İpek yolu" ile muhteşem başlangıç;

Henüz daha programın başında duman ve orkestra ve Göksel Baktagir’in birlikte çaldıkları “İpek Yolu” parçası izleyiciler tarafından oldukça beğenildi.  Programlar süresince özel dizayn edilmiş olan perdede sergilenen İstanbul fotoğrafları ve videoları da programın görselliğine katkıda bulundu. Şair ve düşünürlerin görüntüleri ve sözlerinin izlendiği bölümde ise  Mevlana, Yunus Emre ve bir çok düşünürüm özlü sözleri ile görsellerine yer verildi. Bu bölümün hemen sonrasında Yunus Emre’nin “Gel Gör Beni Aşk Neyledi” eserini Tuncay Kurtoğlu seslendirdi. 
Programın İstanbul otantizmini yansıtan bölümü ise çok sayıda dansçının sahnede halı, nargile vb. İstanbul’un sembolleri ile yaptıkları “Pazar” gösterisi idi.  Sahne performansları ile beğeni toplayan dansçılar birbirinden farklı desende halıları turistlere satmak için bir yarış içine girdikleri gösteride  izleyicilere “Kapalı Çarşı” atmosferi yaşatıldı.


Sema ve Tai ji Quan bir arada;
Programın beklide en mistik bölümü Bir Tai ji quan ( tai çi çüen) Masterı ile Semazenin birlikte yaptıkları gösteriydi. Eyyüp Hamiş’in enfes ney solosu eşliğinde gerçekleştirilen gösteri dakikalarca alkışlandı.

İstanbul’un dünya çapında bilinen şarkılarından olan “Üsküdar’a Gideriken” parçası eşliğinde son dönem Osmanlı kıyafetleri ile dansçılar otantik bir gösteri daha sergilediler.


Yarkın Ritim Grubunun müziği eşliğinde yapılan Efe Dansı oluşturduğu kahramanlık atmosferi ile izleyicilerin beğenisini topladı. Dansın sonuna doğru sergilenen figürler sadece dansçı yeteneği değil aynı zamanda sporcu çevikliği de gerektiriyordu. Özellikle  gösterinin bu kısmı izleyicileri heyecanlandırdı.




"The Fountain and Harem" dansı ise Yurdal Tokcan’ın Ud solosu ile hayat buldu. Osmanlı Sarayının en gizemli bölümü olan haremi kısa bir zaman içinde sergileyen bayan dansçıların performansı Programın en akılda kalıcı bölümlerinden biriydi.
Osmanlı’nın ve hatta dünyanın en önemli coğrafyacı ve bilim adamlarından olan Piri Reis’in anlatıldığı gösteride solist  Özlem Taner’di.  



Gösterinin mistik bölümlerinden biri de Semah’tı . Dansçıların gösterisine Barış Güney bağlaması ile eşlik etti.  Semahın hemen ardından Halay sergilendi. Semah ve halay ile Anadolu kültürünün önemli iki ögesini tanıyan Çinli davetliler gösterinin ardından uzun süre alkışladılar.

Gösterinin Anadolu kültürüne ayrılan bu bölümünde Aşık Veysel Şatıroğlu’nun ölümsüz eseri  “Uzun İnce Bir Yodayım”  Türküsü kendi sesinden dinletildi.

Selim Güler’in klasik kemençesi ile seslendirdiği “Gül / The Rose” Adlı parçaya Çin enstrumanlarından Erhu ile Yao Yuan Peng eşlik etti. Otantik Türk ezgileri ile benznmiş bu parçada duygu yoğunluğu had safhaya ulaştı. Parçada özel tasarımlı perdeye yansıtılan gül görselleri ile Parçanın sonlarına doğru sahneye dökülen gül yaprakları güzel bir görsellik kattı.

Program’dan sonra davetliler uzun süre tiyatro salonunun giriş bölümünde sohbetler ettiler ve Türkiye turistik görseli önünde fotoğraflar çektirdiler.  Bu vedalaşma süresi salondaki görevlilerin işlerini bitirmesine kadar devam etti.

Fotoğraflar: Zaman
 

Çin vizesi