Pekin : 16 Ağustos 2018 / 04:31

 Çin'in idari birimleri, ülkeyi eyaletlere, ilçelere ve kasabalara ayıran üç aşamalı bir sisteme dayalıdır: 


  (1) Ülke doğrudan Merkezi Hükümetin idaresinde bulunan eyaletlere, özerk bölgelere ve belediyelere bölünmüştür;


  (2) Bir eyalet veya bir özerk bölge, özerk vilayetlere, ilçelere, özerk ilçelere ve/veya kentlere bölünmüştür.


  (3) Bir İlçe veya özerk ilçe, kasabalara, ulusal azınlık kasabalarına ve/veya nahiyelere bölünmüştür. Doğrudan Merkezi Hükümetin idaresi altında bulunan belediyeler ve büyük kentler, mahalle ve ilçelere bölünmüştür. Özerk vilayetler de ilçelere, özerk ilçelere ve kentlere bölünmüştür. Özerk bölgeler, özerk vilayetler ve özerk ilçelerin tamamı, özerk ulusal azınlık bölgeleridir. Anayasa, hükümete gerektiğinde özel idari bölgeler oluşturma yetkisini vermektedir.
 

31-12-2010

Çin, günümüzde doğrudan Merkezi Hüküme tin yönetimi altında bulunan 23 eyalete, 5, özerk bölgeye ve 4 belediyeye bölünmüştür. Bu eyaletler, özerk bölgeler ve belediyeler, 30 özerk vilayet, 640 kent ve l, 716 ilçe düzeyinde idari birimden sorumludur. İlçe düzeyindeki idari birimler de, 30,000'in üzerinde kasaba ve ulusal azınlık kasabaları ve 17,000'den fazla nahiyeyi kapsamaktadır.

31-12-2010

Hong Kong ve Macao, sırası ile 1997 ve 1999 yıllarında Çin'in özel idari bölgeleri olmuşlardır. l, 067 kilometre kare yüzölçümüne sahip olan Hong Kong bölgesi, Çin'in güneydoğu kıyısında Guangdong Eyaletinin sınırındaki İnci Nehrinin doğusunda yeralmaktadır. Hong Kong Adası, Kowloon ve Yeni Bölgeler'den oluşmaktadır. Hong Kong, eski dönemlerden beri Çin toprağıdır. İngiltere, 1840 yılında Afyon Savaşını başlatarak Çin'i işgal etti ve 1842 yılında Qing hükümetini, Hong Kong Adasını İngiltere'ye bırakan "Nanking Antlaşması"m imzalamaya zorladı. 1856 yılında İkinci Afyon Savaşını başlatan İngiltere, sonuçta Qing hükümetini, 1860 yılında Sınır Caddesinin güneyindeki Kowloon Yarımadasının güney ucunu devreden "Pekin Antlaşması"nı imzalamaya zorladı. İngiltere, öteki emperyalist güçlerin Çin'i parçalama gayretlerinden yararlandı ve Qing Hükümeti, İngiltere'nin baskısı ile Kowloon Yarımadasının Sınır Caddesinden Shenzhen Nehrine kadar olan hattın kuzeyindeki kesimini ve yakındaki 200'den fazla adayı (daha sonra Yeni Bölgeler olarak adlandırılmıştır) İngiltere'ye kiralayan "Hong Kong Bölgesinin Genişletilmesi Sözleşmesini imzalamak zorunda kalmıştır. Bu 99 yıllık kira sözleşmesi, 30 Haziran 1997 tarihinde sona erecektir. Zorla imzalattırılan bu üç antlaşmanın her biri, İngiliz emperyalistlerin silahlı işgalinden sonra uygulanmıştır ve Çin halkı bunları hiç bir zaman kabul etmemiştir. Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasından bu yana Çin hükümeti, Hong Kong sorunu konusundaki görüşünü açık bir şekilde birçok kez ortaya koymuştur: Hong Kong, Çin topraklarının bir parçasıdır ve Çin, İngiliz ve Qing hükümetleri arasında imzalanmış olan adil olmayan antlaşmaların şartlarına uymayı reddetmektedir. Bu tarihi mirası unutmayan Çin, soruna uygun bir tarihte müzakere ile barışçı bir çözüm bulunacağım, bu tarihe kadar mevcut durumun sürdürülmesi gerektiğini sürekli olarak ifade etmiştir. Çin Komünist Partisi ll'inci Merkez Komitesi'nin 1978 yılında yaptığı üçüncü Toplantısından bu yana Çin, yeni bir tarihi döneme girmiştir. Bu yeni dönemde Çin halkının başlıca görevleri sosyalist modernleşmenin ve Çin'in birleşmesinin gerçekleştirilmesi, hegemonya-cılığa karşı çıkma ve dünya barışının korunmasıdır. Çin Komünist Partisi Merkez Danışma Komisyonu başkanı Deng Xiaoping, Çin'in birleşmesini gerçekleştirmek amacıyla Hong Kong, Macao ve Tayvan sorunlarının çözülmesi iÇin bir "bir ülke, iki sistem" politikasının uygulanmasını önermiştir. Aynı zamanda, Yeni Bölgelere ilişkin kira sözleşmesinin sona erme tarihi yaklaşırken İngiliz tarafı, müteaddit defalar Çin'in Hong Kong konusundaki görüşü ve tutumunu öğrenmeye çalışmıştır. Hong Kong yatırımcıları da bölgenin geleceği konusundaki kaygılarını dile getirmişlerdir. Bu koşullarda Hong Kong sorununun çözümü iÇin uygun zaman gelmiştir. Deng Xiaoping, 24 Eylül 1982'de Çin'e resmi ziyarette bulunan İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher ile görüştü. Bundan önce Çin başbakanı da kendisiyle bir görüşme yaptı. Çin liderleri, İngiliz tarafına Çin Hükümeti'nin 1997 yılında Hong Kong'un tamamı üzerindeki egemenliğini yeniden tesis etmeyi kararlaştırmış olduğunu resmen bildirdiler. Ayrıca, Hong Kong'un iade edilmesinden sonra Çin hükümeti, Hong Kong'un yerlileri tarafından idare edilen Hong Kong Özel İdari Bölgesinin oluşturulması da dâhil olmak üzere özel adımlar atarak mevcut sosyal ve ekonomik sistemle yaşam biçimini sürdürecekti. Thatcher, üç adil olmayan antlaşmanın geçerli olduğunu ileri sürdü ve İngiltere'ye 1997'den sonra Hong Kong üzerindeki denetimini sürdürme iznini vermesi koşulu ile Çin'in egemenlik talebini dikkate alabileceğini belirtti. Deng Xiaoping, kendisine açıkça şunu söyledi: "Egemenlik hakları konusunda Çin'in hiç bir manevra alanı bulunmamaktadır. Açıkça konuşmak gerekirse egemenlik haklan konusu müzakere edilemez". Bu görüşmeden sonra iki taraf, Hong Kong sorununu diplomatik kanallardan müzakere etmeyi kararlaştırdılar. Takip eden altı ay boyunca İngiliz tarafının Hong Kong sorununa ilişkin tutumunda değişiklik yapmaması nedeniyle görüşmelerde hiç bir ilerleme sağlanamadı. Thatcher, Çin Başbakanına gönderdiği Mart 1983 tarihli mektubunda Hong Kong'un hâkimiyetinin belirli bir süre iÇinde Çin'e iade edilmesini İngiliz Parlamentosuna önereceğini vaad etti. Çin hükümeti, Nisan ayında verdiği yanıtta Çin hükümetinin mümkün olan en kısa süre iÇinde resmi görüşmeler yapılmasını kabul ettiğini bildirdi. Eylül 1983 ve Eylül 1984 arasında her iki hükümetin görevlendirdiği heyetler, 19 Aralık 1984'te Pekin'de "Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Hükümeti ve Çin Halk Cumhuriyeti Hükümetinin Hong Kong Sorunu Konusundaki Ortak Deklarasyonu "nü imzalamadan önce 22 tur görüşme yaptılar.
 

Ortak Deklarasyonda l Temmuz 1997'den itibaren geçerli olmak üzere Çin Halk Cumhuriyeti hükümetinin, Hong Kong üzerindeki hâkimiyetini yeniden tesis edeceği ve İngiltere hükümetinin de Hong Kong'u Çin Halk Cumhuriyeti'ne iade edeceği açıkça belirtilmektedir. Hong Kong'un istikrarı ve refahının muhafaza edilmesi iÇin Çin hükümeti, Çin hâkimiyetinin tesis edilmesinden sonra aşağıdaki temel ilke ve politikaların yürürlüğe konulacağım ve 50 yıl süreyle bunlarda değişiklik yapılmayacağını açıklamıştır:

(1) Çin Halk Cumhuriyeti Merkez Halk Hükümetinin doğrudan idaresi altında bir "Hong Kong Özel İdari Bölgesi" oluşturulacaktır. Hong Kong Özel İdari Bölgesi, büyük ölçüde özerkliğe sahip olacak ve kendisine sadece Merkez Halk Hükümetinin yetki alanına giren dışişleri ve savunma konuları hariç olmak üzere yürütme ve yasama yetkileri verilecektir.

(2) Hong Kong Özel İdari Bölgesinin hükümet ve yasama organları, tamamen burada oturan kişilerden oluşacaktır;

(3) Hong Kong'daki mevcut toplumsal ve ekonomik sistemler yanısıra yaşam biçimi de değişmeden kalacaktır. Hong Kong'da yürürlükte bulunan yasalar da büyük ölçüde değişmeden kalacaktır;

(4) Hong Kong Özel İdari Bölgesi, bir serbest liman ve bağımsız gümrük bölgesi stütüsünü muhafaza edecektir. Ayrıca, bir uluslararası mali merkez statüsünü sürdürecektir. "Hong Kong, Çin" adım kullanan Hong Kong Özel İdari Bölgesi, bağımsız olarak mevcut ekonomik ve kültürel ilişkilerini sürdürebilir, yeni ekonomik ve kültürel ilişkiler kurabilir ve çeşitli ülkeler, bölgeler ve ilgili uluslararası kuruluşlarla anlaşmalar yapabilir ve

(5) İngiltere ve öteki ülkelerin Hong Kong'daki ekonomik çıkarları gerektiği şekilde dikkate alınacaktır. Çin hükümetinin Hong Kong konusundaki temel politikaları, Yedinci Ulusal Halk Kongresi'nin üçüncü Toplantısında onaylanan ve daha sonra yayınlanan "Çin Halk Cumhuriyeti'nin Hong Kong Özel İdari Bölgesinin Temel Kanunu"nda açıkça belirtilmektedir.
 

26 Ocak 1996 tarihinde Hong Kong Özel İdari Bölgesi Hazırlık Komitesi oluşturulmuştur. Bu komitenin oluşturulması, Çin hükümetinin Hong Kong üzerindeki egemenliğini yeniden tesis etmesine ilişkin hazırlık çalışmalarının son aşamaya ulaştığını göstermiştir. Bir iktidar organı yanısıra bir çalışma organı olan Hazırlık Komitesi'nin en önemli görevi, bir yasama organı ve adli organ dahil olmak üzere Hong Kong Özel İdari Bölgesinin ilk hükümetini oluşturmaktır.
 

16 Aralık 1996'da Tung Chee Hwa, Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nin (ÖİB) ilk Baş İdarecisi olarak seçildi ve Merkezi Hükümet tarafından bu göreve atandı; 21 Aralık 1996'da Hong Kong ÖİB'sinin 60 üyeli Geçici Parlamentosu seçimler yoluyla oluşturuldu ve Rita Fan Hsu Lai-tai, 25 Ocak 1997'de Geçici Parlamentonun başkanlığına seçildi ve 20 Şubat 1997'de birinci Baş İdareci tarafından ilk Hong Kong ÖİB hükümetinde önemli görevler iÇin aday gösterilen 23 aday da Merkezi Hükümet tarafından atandı.
 

Resmi olarak l Temmuz 1997'de kurulmuş olan Hong Kong Özel İdari Bölgesi, yüksek derecede özerkliğe sahiptir ve yürütme, yasama ve kesin hüküm verilmesi dahil olmak üzere bağımsız yargı alanlarında yetkilerle donatılmıştır. Hong Kong ÖİB'sinin başlıca organları Baş İdareci, Hükümet, Parlamento ve Son Temyiz Mahkemesi'dir. Bunlara ilave olarak, Baş İdareci'nin karar almasına yardımcı olan bir organ olan Yürütme Konseyi ile bağımsız olarak görev yapan ve Baş İdareci'ye karşı sorumlu olan Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu ve Denetleme Komisyonu bulunmaktadır. Hong Kong ÖİB'sinin yürütme organı olan Hükümet iÇinde İdare Dairesi, Maliye Dairesi, Adalet Dairesi ve çeşitli bürolar, şubeler ve komisyonlar yeralmaktadır. Hong Kong'un 40 deniz mili batısında Guangdong Eyaletinin İnci Nehri koyunun batısında bulunan Macao'nun 17.5 kilometre karelik toprakları, Macao Yarımadası, Taipa Adası ve Coloane Adasını kapsamaktadır. 1553 yılında Portekizliler Macao limanına demirlemek ve ticaret yapmak iÇin izin almak amacıyla Guangdong'daki yerel hükümet yetkililerine rüşvet verdiler. 1557 yılında Portekizliler yakın bölgelerde yerleşmeye başladılar. 1840 yılındaki Afyon Savaşından sonraki dönemde gücü azalan Qing hükümetinin zayıflığından yararlanarak Macao Yarımadasının güneyindeki Taipa ve Coloane adalarını ele geçirmeyi başardılar. 1887'de Portekiz hükümeti, Qing hükümetini "Çin-Portekiz Toplantısı Taslak Anlaşması" ve daha sonra "Portekiz'in Macao ve bağlı bölgeleri Portekiz tarafından idare edilen başka herhangi bir bölge gibi sonsuza kadar idare etmesini" öngören "Çin-Portekiz Pekin Antlaşması "m imzalamaya zorladı. Sözkonusu tarihten bu yana Portekiz, Macao'yu işgal altında tutmaktadır. Çin halkı, hiç bir zaman adil olmayan antlaşmaları kabul etmemiştir. Çin Halk Cumhuriyeti hükümeti, çeşitli kereler Macao'nun her zaman Çin topraklarının bir parçası olduğu gerçeğini vurgulamıştır. Hong Kong sorununda olduğu gibi Çin, sürekli olarak geçmişten miras kalan bu soruna uygun bir zamanda barışçı ve müzakere yoluyla bir çözüm bulunması gerektiğini belirtmiştir. Çin ve Portekiz arasında 1979 yılında diplomatik ilişki kurulduğunda Portekiz hükümeti, Macao'nun Çin toprağı olduğunu kabul etti ve iki taraf, Macao sorununun uygun zamanda ikili müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiği konusunda görüş birliğine vardılar.
 

Portekiz Cumhurbaşkanı Ramalho Eanes, Mayıs 1985'te Çin'i ziyaret etti. Ziyarit sırasında iki ülkenin liderleri, Macao konusunda görüş alış verişinde bulunarak zamanın, Macao'nun geleceği sorununun çözülmesi iÇin uygun olduğu görüşüne vardılar. Haziran 1986 ve Mart 1987 tarihleri arasında iki ülkenin oluşturduğu heyetler, dört tur görüşme yaptılar. Nihayet 13 Nisan 1987'de ""Çin Halk Cumhuriyeti ve Portekiz Cumhuriyeti Hükümetlerinin Macao Sorunu Konusundaki Ortak Deklarasyonu" Beijing'de resmen imzalandı. Bu Ortak Deklarasyon şu çözümü içermektedir:"Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti, Macao üzerindeki egemenliğini 20 Aralık 1999 tarihinden itibaren yeniden tesis edecektir." Çin Hükümeti'nin Macao konusundaki temel politikaları, Hong Kong'a yönelik temel politikaları ile uyumludur. Çin hükümeti, "Çin Halk Cumhuriyeti Macao Özel İdari Bölgesinin Temel Yasası "m oluştururken Macao'nun tarihi koşullarını ve mevcut durumunu dikkatle incelemiş ve daha sonra Macao konusundaki temel politikalarını açık bir şekilde ortaya koymuştur. "Çin Halk Cumhuriyeti Macao Özel İdari Bölgesinin Temel Yasası", 31 Mart 1993'te Sekizinci Ulusal Halk Kongresi'nin Birinci Toplantısında kabul edilmiş ve yayınlanmıştır.
 

31-12-2010

Tayvan Çin anakarasının güneydoğusunda Fujian eyaletinin karşısında yeralan Tayvan ada eyaleti, doğuda Pasifik Okyanusu, batıda da Tayvan Boğazları ile çevrilidir. 36,000 kilometre kare yüzölçümüne sahip olan Tayvan, Tayvan Adası, Penghu Adaları ve 80 küçük komşu ada ve adacığı kapsamaktadır. Tayvan, eski çağlarda Yizhou veya Liuqui olarak adlandırılmıştır. Çinlilerin erken çağda Tayvan'ı kurmalarına ilişkin gerçekler birçok tarihi kitap ve belgede kaydedilmiştir. Çin hükümeti, asırlar boyunca Tayvan'ı idari organlar aracılığı ile yönetmiştir. Tayvan'ın sosyal gelişimi, 50 yıllık Japon işgali sırasında bile Çin kültürel geleneklerine göre devam etmiştir. Çin hükümeti, 1945 yılında Japonya'ya Karşı Direniş Savaşı'nda zafer kazandıktan sonra Tayvan'daki idari organlarını yeniden kurmuştur. 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun hemen öncesinde Ku-omintang yetkilileri, ana karadan Tayvan'a çekilmişlerdir. 1950'de Kore Savaşı başladı ve Amerika Birleşik Devletleri, Tayvan'ı ve Tayvan Boğazları'nı işgal etmek üzere Yedinci Filosunu gönderdi. 1954 yılında Amerika Birleşik Devletleri hükümeti ve Tayvan yetkilileri, Tayvan'ın ana ülke ile ayrılmasına yolaçan bir "Karşılıklı Savunma Antlaşması" imzaladılar. 1972 ilkbaharında Birleşmiş Milletlerin Çin Halk Cumhuriye-ti'nin BM'deki bütün yasal haklarını geri veren kararından sonra Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Richard M. Nixon, Çin'i ziyaret etti ve iki taraf, Shanghai Bildirisi'ni yayınladılar. Kısa bir süre sonra Tayvan yetkilileri ile "diplomatik ilişki" kurmuş olan bir çok ülke, Çin'le diplomatik ilişki kurmaya başladı, l Ocak 1979'da Amerika Birleşik Devletleri de Çin'le diplomatik ilişki kurarak Çin Halk Cumhuriyeti hükümetini Çin'in tek meşru hükümeti olarak tanıdı ve aynı zamanda Tayvan yetkilileri ile "diplomatik ilişkiler"ini kestiğini, "Karşılıklı Savunma Antlaşması "nın feshedildiğini ve Tayvan'daki bütün askeri personelinin geri çekileceğini açıkladı. Çin ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkilerin normalleşmesinden bu yana, Tayvan sorununa barışçı bir çözüm bulunması ve Çin'in yeniden birleşmesi olasılığı giderek güçlenmektedir. Hong Kong ve Macao sorunalrına bulunan başarılı çözümler, Tayvan sorununun çözümü iÇin de yeni deneyim ve yeni bir model getirmiştir. Çin hükümeti, Tayvan sorununun özellik itibarı ile Hong Kong veya Macao'dan farklı olduğunu kabul etmekle birlikte hala Hong Kong ve Macao iÇin kullanılan "bir ülke, iki sistem" politikasının Tayvan sorununun halli iÇin de oldukça uygun olduğu görüşündedir. İlk olarak "tek Çin" ilkesini kabul eden "bir ülke, iki sistem" kavramı, ülkenin ana organının sosyalist sistemi izlemeye devam ederken Hong Kong, Macao ve Tayvan'ın gelecekte mevcut kapitalist sistemleri muhafaza etmelerini önermektedir. Çin hükümeti şu anda ülkenin bu ilkeye uygun olarak barışçı bir şekilde yeniden birleşmesi iÇin çaba harcamaktadır.
 

30 Eylül 1981'de o tarihte Ulusal Halk Kongresi Daimi Komite-si'nin Başkanı olan Ye Jianying, Xinhua Haber Ajansı muhabirlerine verdiği bir demeçte, hükümetin Tayvan'ın ana ülke ile barışçı bir şekilde yeniden birleşmesi konusundaki dokuz maddelik politikasını açıkladı: "(1) Çin halkının talihsiz bölünmesine mümkün olan en kısa süre iÇinde son vermek iÇin Komünist Parti ve Kuomintang arasında ulusal yeniden birleşmeyi gerçekleştirmeye yönelik müşterek bir çaba çerçevesinde iki tarafın Çin tarihinde üçüncü kez işbirliği yapmalarına imkan verecek karşılıklı görüşmeler yapılmasını öneriyoruz. İki taraf, ilk olarak kapsamlı bir görüş ve fikir alış verişi yapılması iÇin heyetler arasında toplantılar düzenleyebilirler. (2) Tayvan Boğazlarının her iki yanındaki bütün etnik gruplar, birbirleri ile kısa süre iÇinde haberleşmek, aileleri ve sevdikleri ile birleşmek, ticareti geliştirmek, ve karşılıklı anlayışı artırmayı istemektedirler. İki tarafın, posta değişimi, ticaret, hava ve denizcilik hizmetleri, aile birleşmeleri ve akrabalar ve turistlerin ziyaretleri yanısıra akademik, kültürel ve sportif değişimleri kolaylaştırmaya yönelik önlemler konusunda anlaşmaya varmak iÇin birlikte çalışmalarını öneriyoruz. (3) ülkenin yeniden birleşmesinden sonra Tayvan, bir özel idari bölge olarak yüksek düzeyde özerkliğe sahip olacak ve silahlı kuvvetlerini muhafaza edebilecektir. Merkezi Hükümet, Tayvan'ın iç işlerine karışmayacaktır. (4) Tayvan'ın mevcut sosyo-ekonomik sistemi yanısıra yaşam biçiminde ve yabancı ülkelerle olan ekonomik ve kültürel ilişkilerinde değişiklik yapılmayacaktır. Binalar, arazi ve işletmeler dahil olmak üzere özel mülk üzerindeki mülkiyet haklan veya miras veya yabancı yatırımlara ilişkin yasal haklar geri alınmayacaktır. (5) Tayvan'da yönetici konumunda bulunan kişiler ve toplumun çeşitli kesimlerinin temsilcileri, ulusal siyasi organlarda yönetici görevlerine gelebilirler ve Çin devletinin yönetimine katılabilirler. (6) Tayvan, yerel düzeyde mali güçlüklerle karşılaştığı taktirde Merkezi Hükümet, koşullara uygun fon sağlayabilir. (7) Ana ülkeye gelmek ve yerleşmek isteyen Tayvan'daki bütün etnik ve öteki kesimlerden insanlara, kendileri iÇin uygun düzenlemelerin yapılacağı, kendilerine karşı ayrımcılık uygulanmayacağı ve giriş ve çıkış özgürlüğüne sahip olacakları garanti edilmektedir. (8) Tayvan'daki sanayiciler ve işadamları, ana ülkede yatırım yapabilirler ve çeşitli ekonomik faaliyetlerde bulunabilirler. Bunların yasal haklan, çıkarları ve karları garanti edilecektir.- (9) Anavatanın yeniden birleşmesinin gerçekleştirilmesi bütün Çinlilerin sorumluluğudur. Tayvan'daki herhangi bir halk örgütü veya bütün etnik grup üyelerinin ve her kesimden insanın, her biçimdeki ve her kanaldan yapacakları ulusun karşı karşıya bulunduğu konulara ilişkin önerilerini ve görüşlerini-memnuniyetle karşılayacağız." Deng Xiaoping, gelecekteki Tayvan Özel İdari Bölgesi konusundaki görüşlerini Amerika Birleşik Devletleri'nin New Jersey eyaletindeki Seton Hail üniversitesi'nde bir profesör olan Dr. Winston L. Y. Yang ile 25 Haziran 1983 tarihinde yaptığı bir görüşmede açıkladı: "Yerel Tayvan hükümeti, bir özel idari bölge olarak, öteki eyalet, belediye ve özerk bölge yönetimlerinden farklı olacaktır. Yeniden birleşen ülkenin çıkarlarını zedelemeyen bazı farklı yetkilere sahip olabilir. Tayvan, bir özel idari bölge olarak kendi bağımsız özelliğini koruyabilir ve ana ülkeden farklı bir sistem altında yaşayabilir. Adalet, nihai mahkeme kararlarının Beijing tarafından kararlaştırılması gerekmez. Tayvan, ana karaya yönelik bir tehdit oluşturmadığı sürece kendi ordusuna sahip olabilir. Ana ülke de Tayvan'a ordu veya idari personel göndermeyecektir. Tayvan'daki parti, hükümet ve askeri sistemler özerk olacaktır. Merkezi Hükümet, belirli sayıdaki üyeliklerini Tayvan'a açacaktır.". Daha sonra öteki Parti ve devlet liderleri, Kuomin-tang ve Komünist Parti'nin eşit taraflar olarak görüşmeler yapması önerisini desteklediklerini belirten açıklamalar yaptılar. Görüşleri açıkça ortaya konulmuştur ve konulmaktadır: iki taraf, anavatanın "bir Çin" ilkesine uygun olarak ve "iki Çin", "bir Çin, bir Tayvan", ve "bir ülke, iki hükümet" fikirlerinden vazgeçerek anavatanın yeniden birleşmesi konusunda görüşmelere başlarlarsa her türlü sorun ve konu, müzakere edilmek üzere görüşme masasına getirilebilir. Bu nedenle, Çin Komünist Partisi ve Çin hükümetinin ülkenin yeniden birleşmesini sağlamak iÇin önerdiği "bir ülke, iki sistem" kavramının, gerçekten ulusan ve halkın temel çıkarlarının gözetilmesinden kaynaklandığı açıktır. Makul ve samimi olan bu öneriler, Tayvan, Hong Kong ve Macao vatandaşları ya-nısıra ülke dışında yaşayan Çinliler tarafından büyük ölçüde olumlu karşılanmış ve desteklenmiştir.
 

Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi'nin Yılbaşında anavatanın barışçı şekilde yeniden birleşmesine ilişkin politikayı açıklayan Tayvan'daki Vatandaşlara Çağrı'yı yayınlamasından bu yana Tayvan Boğazlarının her iki yanına hakim olan uzun süreli çatışma ve karşılıklı tecrit durumu değişmiş ve rahatlama olmuştur. Yakınlarını ziyaret etmek, seyahat, yatırım yapmak veya başka faaliyetlere katılmak iÇin Tayvan'dan gelen vatandaşların sayısı, her yıl giderek artmıştır. Ayrıca, bilim ve teknoloji, gazetecilik, edebiyat ve sanat, eğitim, arkeoloji ve spor alanlarındaki karşılıklı değişimler yaygınlaşmıştır. Ekonomik ve ticari işbirliğinde de hızlı bir gelişme kaydedilmiştir. 1992 yılından bu yana her iki tarafın yetkili kıldığı örgütler olan ana ülkenin Tayvan Boğazları İlişkiler Derneği ve Tayvan'ın Tayvan Boğazları Mübadele Vakfı, ana ülke ve Tayvan arasındaki ilişkiden kaynaklanan konulara ilişkin düzenli temaslar ve görüşmeler yapmaktadırlar. Resmi olmayan temaslar iÇin çalışma kanalları kurulmuş bulunmaktadır. Bu iki örgütün liderleri arasında Nisan 1993'te Singapur'da yapılan "Wang Da-ohan-Gu Zhenfu (Ku Chen-fu) görüşmeleri", boğazların her iki yakası arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi iÇin ileriye dönük tarihi bir adım oluşturmuştur. 1994 yılında iki örgütün başkanı olan Tang Shubei ve Jiao Renhe (Chiao Jen-ho), sırası ile Beijing ve Taibei'de görüşmeler yapmışlar ve boğazların her iki yakasındaki vatandaşlar iÇin cesaret verici sonuçlar alınmıştır. 30 Ocak 1995'te çKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri ve Çin Cumhurbaşkanı Jiang Zemin, "Anavatanın Yeniden Birleşmesi Büyük Davasının Gerçekleştirilmesi iÇin Mücadeleye Devam Edin" başlıklı önemli bir konuşma yapmıştır. Jiang, bu konuşmasında Tayvan Boğazlarının iki tarafı arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve Çin'in barışçı bir şekilde yeniden birleşmesi konusunda ilerleme sağlanması iÇin sekiz öneri yapmıştır:
 

1. Bir Çin ilkesine bağlılık, barışçı bir yeniden birleşmenin temeli ve ön koşuludur. Çin'in egemenliği ve toprak bütünlüğünün bölünmesine hiç bir zaman izin verilmemelidir. "Tayvan'ın bağımsızlığı"nın oluşturulmasına yönelik her türlü açıklama veya eyleme kararlılıkla karşı çıkmalıyız; ve ayrıca "ülkenin bölünmesi ve ayrı rejimlerle yönetilmesi," "iki Çin'in ortaya çıkması", vs. gibi bir Çin ilkesine aykırı olan her türlü öneriye kesinlikle karşı çıkmalıyız.
 

2. Tayvan ve yabancı ülkeler arasındaki resmi olmayan ekonomik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesine kesinlikle karşı çıkmıyoruz. Bir Çin ülkesi ve ilgili uluslararası örgütlerin tüzüklerine uygun olarak Tayvan, Asya Kalkınma Bankası, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu ve öteki uluslararası ekonomik örgütlere "Çin Taipeisi" adı altında katılmıştır. Ancak, Tayvan'ın "iki Çin" veya "bir Çin, bir Tayvan" oluşturulmasına yönelik eylemler olan " yaşam alanını uluslararası alanda genişletmeye" yönelik çabalarına karşıyız. Tayvan'daki bütün vatansever vatandaşlar ve bütün sağduyulu insanlar, bu tür faaliyetlerin, sorunları çözmek yerine sadece "Tayvan'ın bağımsızlığı" iÇin çalışan güçlere yardımcı olacağını ve barışçı yeniden birleşme sürecine zarar vereceğini anlamaktadırlar. Tayvanlı vatandaşlarımız ve öteki Çinliler, ancak barışçı yemden birleşmenin gerçekleştirilmesinden sonra büyük anavatanımızın sahip olduğu uluslararası şeref ve onuru tam ve gerçek olarak paylaşabilirler.
 

3. Tayvan yetkilileri ile anavatanın barışçı yollarla yeniden birleşmesi konusunda müzakereler yapılması her zaman savunduğumuz bir görüş olmuştur. Tayvan Boğazlarının her iki tarafından bütün siyasi partilerin ve grupların temsilcileri, barışçı yeniden birleşme konusundaki müzakerelere katılmaya davet edilebilirler. Ekim 1992'de yapılan Çin Komünist Partisi 14'üncü Ulusal Kongresi'ne sunduğum raporda, "tek bir Çin olduğu gerçeğine dayalı olarak her iki tarafça kabul edile bilir olması gereken resmi görüşmelerin şekli dahil olmak üzere her türlü hususta Tayvan yetkilileri ile görüşmeye hazır olduğumuzu" belirttim. "Tek bir Çin olduğu gerçeğine dayalı olarak her türlü hususta Tayvan yetkilileri ile görüşmeye hazır olduğumuzu" belirtirken kuşkusuz Tayvan yetkililerini ilgilendiren bütün hususların da buna dahil olduğunu kastediyoruz. Defalarca iki taraf arasındaki düşmanlık durumunun resmen sona erdirilmesi ve barışçı yeniden birleşmenin aşamalı olarak gerçekleştirilmesi konusunda müzakereler yapılmasını önerdik. Burada bir kez daha samimi olarak bu tür müzakerelerin yapılmasını öneriyorum. İlk adım olarak tek bir Çin bulunduğu ülkesine dayalı olarak iki taraf arasındaki düşmanlık durumunun resmen sona erdirilmesi konusunda müzakerler yapılması ve anlaşmaya varılması konusunda anlaşmalar yapılmasını öneriyorum. Bu temel üzerinde iki taraf, sorumlulukları paylanabilir, Çin'in egemenliği ve toprak bütünlüğünü koruyabilir ve Tayvan Boğazları ile ayrılan iki taraf arasındaki ilişkilerin gelecekteki gelişimini planlayabilirler. Bu siyasi görüşmelerin adı, yeri ve şekli konusunda her iki tarafça kabul edilebilir bir çözüm, daha erken bir tarihte eşit düzeyde yapılacak istişarelerle bulunabilir.
 

4. Çin'in barışçı yollarla yeniden birleşmesini gerçekleştirmek ve Çinlilerin Çinlilerle savaşmasını önlemek iÇin elimizden gelen her türlü gayreti göstermeliyiz. l Üiy kullanmama sözü vermiyoruz. Ancak, bu Tayvan'daki vatandaşları nı değil, yabancı güçlerin Çin'in yeniden birleşmesine müdahale ve "Tayvan'ın bağımsızlığını" yaratmaya yönelik gayretlerine karşıdır, Tayvan, Hong Kong ve Macao'daki vatandaşlarımızın ve yabancı ülkeler de yaşayan vatandaşlarımızın, ilkeli tutumumuzu anladığından eminiz.
 

5. 21'inci yüzyılda dünyadaki ekonomik gelişme karşısında boğazların her iki yakası arasında ekonomik mübadele ve işbirliğini geliştirmek iÇin hiç bir çabadan kaçınmamalıyız. Bu şekilde, her iki tarafda gelişen bir ekonomiden yararlanabilir ve bütün Çin ulusunun çıkarlarına hizmet etmiş olur. Siyasi anlaşmazlıkların, bu tür ekonomik işbirliğini engellememesi gerektiği görüşündeyiz. Daha uzun bir süre, ana ülkede Tayvan yatırımlarını teşvik etmeye yönelik politikayı uygulamaya devam etmeli ve Tayvanlı Vatandaşların Yatırımlarının Korunması konusundaki Çin Halk Cumhuriyeti Kanununu yürürlüğe koymalıyız. Her koşulda Tayvanlı yatırımcıların meşru hak ve çıkarlarını gerçekçi bir şekilde korumalı ve karşılıklı anlayış ve güveni artıran Tayvan Boğazlarının her iki yakası arasındaki mübadeleleri ve temasları sürekli olarak teşvik etmeliyiz. İki taraf arasındaki doğrudan posta, hava ve denizcilik bağlantıları ve ticaretin ekonomik gelişmeleri ve çeşitli alanlardaki temasları açısından nesnel şartları oluşturmaları ve bunların her iki taraftaki insanların çıkarlarına hizmet etmeleri nedeniyle bu tür doğrudan bağların oluşturulmasının hızlandırılması iÇin pratik önlemler alınması mutlak bir gereksinimdir. İki taraf arasında belirli özel konularda müzakerelerin başlatılması iÇin gayret gösterilmelidir. Bu tür müzakereleri mütekabiliyet ve karşılıklı çıkar temeli üzerinde yapmaya ve Tayvan'lı yatırımcıların hakları ve menfaatlerinin korunması konusunda hükümet dışı anlaşmalar imzalamaya hazırız.
 

6. Çin'in bütün etnik gruplarının üyeleri tarafından yaratılan 5,000 yıllık eşsiz kültür, bütün Çin halkının kalplerini birbirine bağlamakta ve anavatanın barışçı yollardan yeniden birleşmesi iÇin önemli bir temel oluşturmaktadır. Boğazların her iki tarafındaki insanlar, bu kültürün zarif geleneklerini birlikte devralmalı ve ileriye götürmelidir.
 

7. 21 milyon Tayvanlı, burada veya başka eyaletlerde doğup doğmadıklarına bakılmaksızın Çinlidirler ve bizim kanımızı taşımaktadırlar. Tayvanlı vatandaşlarımızın yaşam biçimleri ve kendi işlerini idare etme isteğine tam olarak saygı gösterilmelidir. Bütün meşru hakları ve çıkarları korunmalıdır. Dışarıdaki kuruluşlar dahil olmak üzere Partimizin ve hükümetimizin bütün ilgili bölümleri, Tayvanlı vatandaşlarımızla temasları artırmalı, görüş ve taleplerini dinlemeli, çıkarlarına ilgi göstermeli ve korumalı ve sorunlarının çözümü iÇin herşeyi yapmalıdır. Tayvan Adasının sosyal istikrar, ekonomik büyüme ve refah iÇinde yaşayacağını ümit ediyoruz. Ayrıca Tayvan'daki bütün siyasi partilerin, sağduyulu, ileriye dönük ve yapıcı bir davranış benimseyeceğini ve iki taraf arasındaki ilişkilerin geliştirilmesini teşvik edeceğini ümit ediyoruz. Tayvan'daki bütün siyasi partilerin ve her kesimden önemli şahsiyetlerin, iki taraf arasındaki ilişkiler ve barışçı yollardan yeniden birleşme konusunda mizimle görüş alış verişinde bulunacağını umuyoruz. Bu kişilerin ana ülkeye yapacağı ziyaretler de memnuniyetle karşılanacaktır. Çin'in yeniden birleşmesine katkıda bulunan çeşitli kesimlerden bütün önemli şahsiyetler, tarihe geçeceklerdir.
 

8. Tayvan liderlerini, kendi afatları ile ana ülkeye ziyarette bulunmaya davet ediyoruz. Aynca Tayvan'a ziyarette bulunma konusundaki davetleri kabul etmeye hazırız. Devlet işlerini birlikte görüşebilir veya ilk olarak belirli konularda görüş alışverişinde bulunabiliriz. Gayri resmi ziyaretler bile yararlı olacaktır. Çin halkının işleri, her ikimiz tarafından yürütülmelidir ve bir uluslararası boyuta gerek yoktur. Tayvan Boğazlarının her iki yanındaki insanlar, birbirleri ile karşılaşmayı ve serbestçe birbirlerini ziyaret etmeyi sabırsızlıkla beklemektedirler. Yukarıdaki sekiz öneri, Çin Komünist Partisi ve Çin hükümetinin Tayvan konusundaki tutarlılığı ve sürekliliğini tam olarak içermektedir. Bu öneriler onların boğazların her iki yakası arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve anavatanın yeniden birleşmesinin teşvik edilmesi konusundaki kararlılıkları ve samimiyetlerini yansıtmaktadır. Bu öneriler, ülke iÇinde ve dışındaki Çinliler tarafından büyük memnuniyetle karşılanmış ve uluslararası topluluğun büyük ilgisini çekmiştir. Çin'in yeniden birleşmesi konusundaki tarihi akış geri döndürülemez ve Tayvan Boğazlarının her iki tarafı arasında giderek artan ilişkiler, genel tarihi eğitim ve halkın arzusuna uygundur. Çin hükümeti, sırası ile 1997 ve 1999'da Hong Kong ve Macao üzerindeki egemenliğini yeniden tesis ettiğinde Tayvan sorununa çözüm bulunması ve yeniden birleşmenin gerçekleştirilmesi konusundaki tarihi görev, Çin halkı iÇin daha öncekine göre çok daha önemli bir konu haline gelecektir. Tayvan Boğazlarının her iki yanında yaşayan Çin halkı, Çin'in yeniden birleşmesine yönelik ortak çabalarda birleşmelidir.

31-12-2010

Başkent Beijing Çin Halk Cumhuriyeti'nin başkenti Beijing'dir. Beijing sadece ülkenin siyasi merkezi değil, aynı zamanda kültürel, bilimsel ve eğitimsel kalbi ve önemli bir ulaşım merkezidir. Kuzey Çin Ovasının kuzeybatı kenarında bulunan Beijing, batıda ve kuzeyde dağ zincirleri ile çevrilidir. Güneydoğuda ovalar, yumuşak bir şekilde Bohai Deni-zi'ne doğru alçalmaktadır. Beijing'in ılıman kıta iklimi, birbirinden açık bir şekilde ayrılan dört mevsim yaratmaktadır: kısa bir ilkbahar, yağışlı ve nemli yaz, kuru ve rüzgarlı kış ve çok hoş bir sonbahar. 1995'te ortalama Ocak ayı sıcaklığı -0.7°C, ortalama Temmuz sıcaklığı 25.9°C ve ortalama yıllık sıcaklık da 13.3°ç olmuştur.
 

Beijing, tarih boyunca tanınmış bir şehir olmuştur. Batı Zhou Hanedanı (M.Ö. ll'inci yüzyıl - M.Ö. 770) döneminde Ji kenti olarak bilinmekteydi. Savaşan Devletler Döneminde (M.Ö. 475-221) Jan devletinin başkentiydi. Ji, bin yıldan fazla bir süre kuzey iÇin stratejik öneme sahip bir kent ve ticaret merkezi olmuştur. 10'uncu yüzyılın başlarında Janjing adı ile Liao Hanedanının ikinci başkenti olmuştur. 1115 ve 1911 yılları arasında sırası ile Jin, Yuan, Ming ve Qing hanedanlarının başkenti olarak seçilmiştir. Devrimci geleneğin kök saldığı Beijing, modern Çin tarihinin dönüm noktaları olan 1919'daki emperyalizm ve toprak ağalığı karşıtı 4 Mayıs Hareketine, Japon saldırganlığına karşı direnişi ve ulusal kurtuluşu teşvik eden 1935'teki 9 Aralık Hareketine ve Japonya'da karşı ülke çapında Direniş Savaşını başlatan 7 Temmuz 1937'deki Lugouqiao Olaylarına tanıklık etmiştir. Çin Seddi'nin bütün dünyaca bilinen Beijing'in kuzeybatısındaki Badaling bölümü, otobüsle kente bir saat uzaklıktadır. Kentin ortasında dünyada en büyük ve en iyi korunmuş eski mimari kompleks olan ve Yasak Kent olarak bilinen eski İmparatorluk Sarayı bulunmaktadır. Burada Ming (1368-1644) ve Qing (1644-1911) hanedanlarının imparatorları yaşamış ve resmi işlerle ilgilenmişlerdir. Kentin batı sınırına gidildiğinde imparatorların muhteşem dinlenme yeri olan Yaz Sarayı görülebilir. Yaz Sarayının iÇinde dolambaçlı koridorlarla ve yüksek kameriyelerle süslenmiş bahçe düzenleme sanatının bir şaheseri, güzel yamaçlar ve sular bulunmaktadır. Daha kuzeyde 13 Ming Hanedanı imparatorunun muhteşem anıt mezarlarının bulunduğu Ming Mezarları yeralmaktadır. Kentin güneyinde Ming ve Qing imparatorlarının bereketli mahsul iÇin törenler düzenlediği Cennet Tapınağı Tiantan bulunmaktadır. Be-ijing'in 50 kilometre güneybatısında Zhoukoudian'daki Ejderha Kemiği Yamacında yarım milyon yıl önceki bir kültürün temsilcisi olan Pekin Adamının eski evi bulunmaktadır. 1949 yılında Yeni Çin'in kurulmasından bu yana bu tarihi yerler, devlet koruması altına alınmış, gerektiği şekilde restore edilmiş ve ülke iÇinden ve dışından ziyaretçiler iÇin tesisler eklenmiştir.
 

Beijing'in eski bölümü, eski Çin başkentlerinin tipik mimari düzenlemesini yansıtmaktadır ve her iki yanında simetrik dama tahtası modelinde caddelerin yeraldığı kuzeyden güneye uzanan bir merkezi eksenle ikiye bölünmüştür (Yasak Kent merkezde bulunmaktadır). Be-ijing, son 40 yıllık inşaat döneminden sonra büyük bir dönüşüm geçirmiştir. İmparatorluk Sarayının iç avluları olan doğu ve batı duvarları yıkılarak günümüzde Tiananmen Meydana olan alanın 11 'den 40 hektara genişletilmiştir. Bu sayede bütün dünyada tanınan bu turizm merkezinde mitingler düzenlenmesi mümkün olmuştur. Bu meydanın kuzeyinde yeralan Changan Caddesi, genişletilmiş ve uzatılmıştır. Bugün, kentin en büyük doğu/batı bulvarıdır ve her iki yanında yüksek yeni binalar yapılmıştır. Yeni parklar yapılmış ve yolların kenarlarında yeşil alanlar oluşturulmuştur. Banliyölerdeki boş arazilerde bir çoğu gökdelen olan fabrikalar, mağazalar, ofisler ve evler mantar gibi bitmiştir. Kent merkezlerinin ve banliyölerin birbirine bağlanması iÇin İkinci çevre Yolu, üçüncü çevre Yolu ve çok sayıda yonca kavşak inşa edilmiştir. Bunlar, otomobil, tramvay ve metro trafiğinin işlediği merkezler haline gelmiştir. çok sayıda kaliteli kapalı spor salonu, stadyum ve öteki tesisler yanısıra bir çok yeni büyük turist otelleri ve ticaret merkezleri, Beijing'e yeni bir ihtişam kazandırmıştır.

 Shanghai - Büyük Kent Shanghai, Çin'in en büyük kentidir ve dünyadaki en büyük kentlerden biridir.
Shanghai, Yangtze Nehrinin denize döküldüğü Çin'in kıyı hattının ortasında yeralmaktadır. Bu avantajlı konum, içeriye uzanan kara kesimlerini de kapsamaktadır. Shanghai, kıyılarında limanların yeraldığı bir nehir şebekesi ile örülüdür. Kentteki en büyük nehir sistemi olan Huangpu Nehri ve kolu Suzhou Nehri, kent merkezinden geçtikten sonra 80 kilometre doğuya akarak Yangtze ile birleşmekte ve Doğu Çin Denizine dökülmektedir. Shanghai, astropikal, muson deniz iklimi nedeniyle sıcak ve nemlidir ve dört farklı mevsime sahiptir. Shanghai, önemli bir sinai merkez ve liman olarak ulusal ekonomide önemli bir
 
 

Çin vizesi